Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Kendi gündemimizi oluşturmak/Editörden (Aziz Mahmut AK)
Aziz Mahmut Ak

Sosyalist Mezopotamya

Kürt siyaseti ve siyaset ilişkilerindeki kısırlık, bunca ağır bedele rağmen Kürtlerin kendi gündemlerini oluşturamamalarına ve uluslar arası gündeme yeterince girememelerine neden oluyor.

Günümüzde siyaset birkaç cümleyle yapılır hale geldi/getirildi. Egemenlerin günü kurtarma düşüncesiyle argüman hazinesini alabildiğine boşalttığı bu sahada, işin kötüsü, Kürdistan’daki rejim muhalifi cephe de siyaseti giderek az sayıda kalıp cümleyle yapmaya başladı. Sistemin siyasal aktörlerinin medya, eğitsel mekanizmalar ve teknolojik yan girdilerle bu çoraklığı kendi lehlerine çevirebilme olanaklarına karşılık, muhalif cephe tüm bu destekleyici girdilerden yoksundur. Dolayısıyla, siyasetin birkaç cümleye düşürülmesi noktasındaki benzeşme asıl olarak ulusal demokratik muhalefeti vuruyor. Fikri altyapıdan ve özgür aklın yaratıcı gücünden giderek yoksun bırakılan siyaset, toplumsal aydınlanmayı önemseyen kişi ve kuruluşlarca yeniden sağlam bir altyapıya kavuşturuluncaya kadar bu sefaleti yaşamaya devam edecek gibi görünüyor.

 

Yaşadığımız bu durumun, bizi egemenlerin gündemlerine mahkum hale getirdiğini, kendi gündemimizi oluşturmanın/konuşturmanın ciddi bir açmazına dönüştüğünü, görmek isteyenler görüyor. Dışsal büyük güçlerin oluşturduğu Ortadoğu gündemine paralel olarak içeride de yine egemenlerin sunumu olan gündemlerin peşine takılmaktan kendi bağımsız gündemimizi topluma sunamaz hale geldik. Sadece bir yılı aşkın süredir üzerinde kafa yorup konuştuğumuz gündemler bile bu gerçeği anlamamıza yeter.

AKP’nin ne sistemden ne de rejimden tek tuğla çekmeden yapmaya çalıştığı ‘açılım’ları konuştuk, şimdi de birer birer ‘kapanım’larını konuşuyoruz… Mevcut hükümetin biraz da felsefi duruşu gereği dış siyasete kendince verdiği küçük ayarların ABD ve AB’de yarattığı endişe, bu güçlerin Türkiye’de farklı bir siyasal seçenek oluşturma girişimine yol açtı; kaset skandalıyla acilen gönderilen Baykal’ın yerine gelen ‘Gandi Kemal’i konuşuyoruz… 12 Eylül Anayasası’nı değiştirme konusunda kendi seçeneğimizin yokluğu ortamında, Ergenekoncu cephe ile AKP arasındaki mücadeleyi ve bu mücadelede kendi yerimizi belirlemeyi konuşuyoruz… Başbakan Erdoğan’ın, çoğunluğu ‘yandaş’ olan sivil toplum örgütlerinin Gazze’ye insani yardım götürürken saldırıya uğrayan gemilerini kullanarak Ortadoğu denkleminde İsrail’e üstünlük sağlama girişiminin yarattığı gerilimi; AKP’nin içeride bu gerilimi siyasal kazanca tahvil etme çabalarını konuşuyoruz… vb. Bu uzun süre zarfında egemenlerin gündemi dışında kendi gündemlerini görece uzun süreli konuşturabilen tek istisna kesim Tekel işçileri oldu.

 

Çıtası en alt seviyeye düşürülmüş siyasal talepler ile silahlı mücadele arasındaki orantısızlık veya sivil alandaki bunca yaygınlıktan sonra silahlı çatışmanın Kürt halkının özgürlük mücadelesine ciddi bir yararının kalıp kalmadığı ayrı bir tartışma konusudur, ama PKK’nin 1 Haziran itibariyle ateşkes kararını rafa kaldırmasını, biraz da bu dışsal gündemler cenderesinden kurtulma ve kendi gündemini konuşturma çabası olarak görmek gerekiyor.  

 

***

     

Mücadelenin ulusal boyutu Kürdistan’da gündemin dilini önemli oranda Kürtçeleştirse de, bu durum Kürt siyasetindeki perspektif darlığını, fikri altyapıdan yoksunluğu ve örgütlenme kültüründeki ciddi aşınmayı gidermeye ya da örtmeye yetmiyor. Kürt siyaseti ve siyaset ilişkilerindeki kısırlık, bunca ağır bedele rağmen Kürtlerin kendi gündemlerini oluşturamamalarına ve uluslar arası gündeme yeterince girememelerine neden oluyor.

 

Boş teselliye gerek yok; bağımsız siyasi şahsiyetlerin muhatap alınmamaları veya bazı örgütlerin güçsüzlükten dolayı siyaset denkleminde ciddi yer edinememeleri, onları bugünkü toplumsal gidişatın mesuliyetinden kurtarmaya yetmiyor. Şahıs veya örgüt olsun fark etmez, her siyasi aktör toplumun bugününden de sorumludur; iyi olan gelişmelerden kendilerine nasıl pay çıkarma hakkına sahiplerse, kötü gidişattan kendilerine düşen payı da açıkça ifade etmeli ve çözüm konusunda girişimci olmalıdırlar.

 

Hem toplumsal ilerleme sürecinin her aşamasına ilişkin duyduğumuz mesuliyet, hem de egemenlerin farklı aşamalarda farklı şahıs ve konuları tahta çıkardığı seri gündemler cenderesinden sıyrılıp kendi gündemimizi oluşturma hassasiyetiyle başlattığımız partileşme süreci, yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Farklı siyaset damarlarından gelen Kürdistanlı komünist/sosyalist kadroların birlik konusunda kat ettikleri yol ve partileşme için yaptıkları çağrılardan sonra şimdi daha umutlu olabiliriz.

 

Partide ortaklaşma çabalarına karşılıklı görüş alışverişi eşlik ediyor; Hasan Fırat yoldaşın koordinatörlüğünde çıkarılan çağrıya, yazar yoldaşlarımız makaleleriyle yanıt verdiler; bu çerçevede “Nasıl bir sosyalizm?” başlıklı bir dosya hazırladık. MESOP sürecinin ilk aşamasında da benzer bir dosyayı okurlara sunmuştuk, ancak bu kez okurlarımız -deyim yerindeyse- daha cesur ve biraz daha farklı yaklaşımlarla tanışmış olacaklar.

 

Marksizm zemininde farklı düşünceler elbette olacaktır. Doğal olan budur. Kendi kulvarımızda küresel ölçekte yaşadığımız bunca alt-üst oluştan sonra hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Reel sosyalizmin çöküşünün ardından dünya komünist hareketinin yaşadığı şoku ve peşi sıra gelen tıkanıklığı aşmaya yönelik düşünce üretiminin yoğunlaşması gerekiyor. Düşünsel zenginliği, aydınlanma odağı olma niyetimizin doğal bir sonucu olarak değerlendiriyoruz.  

 

Sadece dosya kapsamındaki makalelerin değil, dosya dışı yazıların da ilginizi çekeceğini ve zevkle okunacağını düşünüyoruz.

 

Gelecek sayıda daha güçlü ve daha umutlu buluşmak dileğiyle…

 

Aziz Mahmut AK


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006