Xalo Sabri ve Xalo Mehmet’in sosyalizm ütopyası / METİN AKTAŞ Metin Aktaş
Sosyalist Mezopotamya
Elazığ’da Şêx Said ailesinden Şêx Mehdi’inin yaşam tarzı ve düşünceleri, bizim bildiğimiz alışılagelmiş şeyhlerinkinden çok farklıydı.>>>
>>>Ben, Şêx Mehdi’yle tanışamadım ama Şêx
Mehdi’nin müritlerinden Xalo Mehmet ve Xalo Sabri’yle tanıştım, zamanla bu iki
aykırı insanla çok iyi dost oldum. Bu her iki dostum da kısa bir süre önce
aramızdan ayrıldı. Mekânları cennet olsun. Yaşadıkça bu iki iyi insanı, iyi
dostu unutmayacağım. Şimdi bu yazıyı yazarken Xalo Sabri ve Xalo Mehmet
gözlerimin önünde.
Xalo Sabri’yle tanıştığım günü anımsayınca yüreğim
sevgiyle ürperdi. Onu ilk kez 1994 yılının kasım ayında Elazığ’da Havuzlu
Kahve’de gördüm. İçerisinde tanıdığım iki dostumun olduğu beş-on kişilik bir
insan grubunun ortasında oturmuş konuşuyordu. 80’ni geçmiş Xalo Sabri, ufak
tefek, zayıf bir insandı. Ben oturduğumda, çevresinde toplanmış insanlara
Allah’ın neden sosyalizmden yana olduğunu anlatıyordu. Doğrusu Xalo Sabri’yi
dinlemeye başladığımda tek kelimeyle şoke oldum! Hayatım boyunca yüzlerce şeyhle
tanışmış konuşmuştum ama hiçbir şeyhin sosyalizmi savunduğunu, sosyalizmin
Allah’ın adaletine en yakın insani sistem olduğunu söyleyeni görmemiş,
duymamıştım. Xalo Sabri’yle konuşan insanlar onun sözlerinin derinliğini
anlayacak kapasitede olmadıkları için şiddetle Xalo Sabri’ye karşı çıkıyorlardı.
Xalo Sabri, yaşam ve doğanın Allah’ın okunacak kitabı olduğunu, onu okumasını
bilen insanın oradaki adaleti göreceğini anlatıyordu ama anlayamıyorlardı onunla
tartışan insanlar.
Xalo Sabri’nin düşünceleri, alışılagelmiş inanan
insanların düşüncelerinden farklıydı. Çünkü o, inananlarla sosyalistler
arasındaki farklılıkları temel almıyordu yaşamında, o inananlarla kapitalistler
arasındaki farklılıkları temel alıyor ve yaşamını öyle sürdürmeye çalışıyordu.
Bu da inanan ve inanmayan insanları şaşırtıyor, kendilerini kapitalistlerin
jandarması gibi gören inananları çılgına çeviriyordu.
Hayatımda ilk defa inananlarla kapitalistler arasındaki
farklılıkları anlatan ve kapitalistlere karşı mücadelede sosyalistlerin
saflarında duran bir inananla karşılaşıyordum. Bu da beni çarpmıştı. “Bana
söyleyin, bir Müslüman 30 milyar dolarlık servete sahip Suudi şeyhlerini neden
desteklesin? Neden yoksul Suudi halkının yanında değil de, 30 milyar dolarlık
servetin sahibi Suudi şeyhlerinin yanında olsun? Böyle bir şeyi Allah’ın adaleti
olarak göstermeye kalkmak Allah’ın adaletini anlamamaktır. Allah’ın adaletinde
böylesine sınırsız, doyumsuz açlık, başka canlıların ihtiyaçlarını zorla gasp
etmek yoktur. Bu dünyaya gelen her canlı ihtiyacı kadar tüketme hakkına
sahiptir. Bir insan başka insanların ya da canlıların ihtiyacını zorla gasp
ettiğinde günahkârdır, suçludur.”
Böyle düşündüğü için, kapitalistleri, toprak ağalarını ve
onların düzenini savunan insanları hiç sevmezdi Xalo Sabri. Özellikle inanan
insanların ibadetlerini kendi anadilleriyle yapmaları konusunda çok hassastı.
Bir insanın ekonomik sebeplerden dolayı ibadetini anadiliyle yapmamasına çok
kızar, her insanın ibadetini kendi anadiliyle yapmasını savunurdu. Kürt
sorununun sadece Kürt dili ve kültürünün kullanılması olarak görülmesine
şiddetle karşı çıkardı Xalo Sabri. Ona göre Kürt sorununun önemli ayaklarından
biri insanlar arasındaki bu ekonomik adaletsizliğin düzeltilmesiydi. Bu
unutulduğunda Kürt sorunu çözülmüş olamazdı. Kürt halkı mutlu olamazdı. Çünkü
Kürtler de diğer bütün halklar gibi insandı. İnsani bütün sorunlar onların da
sorunlarıydı. Siyasi ve kültürel özgürlük kadar ekonomik eşitlik de önemliydi.
Hatta diyebilirim ki Xalo Sabri insanlar arasındaki ekonomik adaleti kültürel ve
siyasal özgürlükten çok daha fazla önemserdi; çünkü Xalo Sabri’ye göre insanlar
arasında ekonomik adalet ve eşitlik sağlanmadıkça gerçek anlamda siyasal ve
kültürel eşitlik, özgürlük sağlanamazdı.
Xalo Sabri sadece düşünsel anlamda farklı değildi, inanç
ritüellerini uygulama anlamında da çok farklı bir insandı; namaz kılmaz, oruç
tutmaz, hacca gitmez bir inanandı. O, İslam’ın şimdi yok edilmiş batini ekolünün
Sünni mezhebindeki damarının son temsilcilerinden biriydi. Allah’a olan sevgiyi
önemser, ritüellerin kutsallaştırılmasına şiddetle karşı çıkardı.
Monotonlaştırılarak askeri bir nizam halini almış inançsal ritüellere, Allah’a
(Xalo Sabri “Xudê” derdi) para karşılığı yapılan ibadetlere ateş püskürürdü. O
bir dervişti; halkına ve doğaya, doğada yaşayan bütün canlı türlerinin yaşamına
saygılı bir derviş. Ritüellerin tanrısallaştığı, paranın insan ruhunu esir
aldığı, doyumsuz açlığın iyi bir erdem sayıldığı bu topraklarda yaşayan insanlar
onu anlayamadı, düşüncelerini ve yaşam tarzını önemsemedi; o da ruhuna bu
erdemli düşünceleri, inancı yerleştiren Şêx Mehdi gibi aramızda ayrılıp
gitti.
***
Xalo Mehmet’le de Xalo Sabri aracılığıyla tanıştım. Xalo
Mehmet, Xalo Sabri’den birkaç yaş küçük, uzun ince boylu, altın suyuna
batırılmış gibi sarı tenli bir insandı. O da Xalo Sabri gibi düşünür yaşardı.
Yalnız Xalo Mehmet insanlar arasında ekonomik adalet ve eşitliğin sağlanması
konusunda Xalo Sabri’den daha katı düşüncelere sahipti. Ona kalsa, ihtiyacından
fazla mala mülke temah eden insanları en ağır cezalarla cezalandırmak lazımdı,
miras olayını yasaklamak lazımdı. 1999 seçimlerinde Elazığ’da solun adayı olarak
Halkın Emek Partisi’nden belediye başkan adayıyken, Xalo Mehmet ilerlemiş yaşına
rağmen seçim bürolarımızda misafirlere çay yapar, kendi elleriyle dağıtırdı.
Ondan bunu yapmamasını istediğimde çok kızmış, beni azarlamıştı.
İnsanların korkudan bize selam vermediği, her an başımıza
kötü şeylerin gelebileceği bu muhafazakâr kentte Xalo Sabri elindeki meşe
ağacından çubuğuyla seçim çalışmalarımıza katılır, bütün gün bizimle kentin
sokaklarında dolaşırdı. Sivrice ilçesinde saldırıya uğradığımızda Xalo Sabri o
ufacık bedenini bize siper etmiş, bize saldıran yüzlerce insanın karşısında ulu
bir çınar gibi durarak, elindeki meşe ağacıyla saldırılara ilk karşı koyan
olmuştu. Ah sevgili dostum, şimdi bunları anımsarken gözlerimin dolduğunu, senin
gibi bir dosta sahip olduğum için ne kadar sevindiğimi biliyor musun?
Konuşmalarımda özgürlük ve adaletten söz ettiğimde Xalo
Sabri’nin gözleri ışıldar, sevinçten yerinden kalkar “Yaşasın özgürlük, yaşasan
adalet!” diye bağırırdı. Hele arada bir de kapitalistlerin ve toprak ağalarının
ellerindeki mal mülkten söz ettiğimde Xalo Sabri sevinçten ne yapacağını
bilemezdi. Bir gün Xalo Sabri, yanımıza gelip bizden para isteyen yaşlı bir
dilenci kadına bakarak bana şöyle demişti: “Bu Kürt kadını anadili yasaklandığı
için şimdi Türkçe diliyle dileniyor, ben bu kadının yarın Kürtçe diliyle
dilenmesini istemiyorum. Ben dilenmenin yok edilmesini istiyorum evlat. Korkum o
ki bu kadın yarın Kürtçe dilensin!”
Bir gün insanlar Xalo Sabri’yi, Xalo Mehmet’i
anlayacaklardır, buna tüm içtenliğimle inanıyorum. Bu yazıyı yazmak istediğimde
Xalo Sabri ve Xalo Mehmet’ten söz etmeyi düşünmemiştim. Ama bu iki insan
üzerimde öylesine derin bir etki bırakmış olmalılar ki, ne zaman insanlar
arasında ekonomik eşitlik ve adaletten söz etsem onlar beliriverir gözlerimin
önünde. Şüphesiz bir halkın/ulusun kültürel özgürlüğü çok önemlidir, ama yalnız
başına kültürel özgürlük o halkın/ulusun insanının mutlu yaşaması için yeterli
değildir. Eğer kültürel özgürlüklerini yaşayan halkların/ulusların yaşamlarına
bakılırsa bu görülür.
Kültürel özgürlük talebini bir halkın/ulusun diğer
taleplerini yok sayacak kadar önemsemek, kültürel sorunların çözülmesiyle diğer
tüm sorunların çözüleceğini düşünmek politik bir hatadır. Çünkü her sorunun
kaynağı ve çözüm yöntemleri farklıdır. Bir halk, bir ulus kültürel sorunlarını
çözmüş olmakla ekonomik eşitlik ve adalet sorununu çözmüş olamaz. Örneğin Türk
halkı dil ve kültür sorununu çözmüştür; Türk halkının dilini özgürce konuşma,
kültürünü özgürce yaşama sorunu yoktur, ama biz Türk halkının ekonomik eşitlik
ve adalet sorununu çözdüğünü, mutlu yaşadığını söyleyebilir miyiz? Kesinlik
hayır. O halde sorunları bir bütün olarak düşünüp çözüm aramak en iyi yöntemdir.
***
Xalo Sabri ve Xalo Mehmet’in düşüncelerini, inanç
tarzlarını anlatırken şunu anlatmak istedim size: Nasıl ki kültürel özgürlüğü
elde etmekle ekonomik adalet ve eşitlik sağlanamıyorsa, ibadet özgürlüğünü
istemekle ve yeterince dindar olmakla da insanlar arasındaki ekonomik eşitlik ve
adalet sağlanmış olmaz. Kültürel sorunlar da dâhil toplumun bütün sorunlarının
yeterince dindar olmakla çözülebileceğini savunan insanlar da yanılmaktadırlar.
Bugün yaşadığımız Ortadoğu bölgesinde olması gerekenden çok daha dindar halklar
yaşamaktadır, fakat hangimiz bu dindar yaşayan halkların sorunlarını çözdüğünü,
insanlarının mutlu yaşadıklarını söyleyebiliriz? Bu toplumların egemen sınıfları
olan yönetenler ile yönetilenlerin arasındaki korkunç ekonomik farklılıklar
diğer toplumlara göre çok daha acımasızca. Yeterince dindar olmakla toplumsal
sorunların çözüleceğine inanmak doğru değil. İnsanların enerjilerini bu alana
harcamak zaman ve emek kayıbından başka bir şey kazandırmayacaktır halka. Xalo
Sabri ve Xalo Mehmet bu bilince varmış inananlardı. Onlar bu ülkenin en dindar
halkı olan Kürt halkının yaşam tarzını görmüş, yeterince dindar olmakla
sorunların çözülemeyeceği bilincine ulaşmış inananlardı. Bu yüzden bu insanlar
toplumsal adaletsizliklere, sınıflar arasındaki ekonomik ve siyasal
ayrıcalıklara karşı mücadele ettiler.
İnananlar bugüne kadar hep kendileriyle sosyalistler
arasındaki farklılıkları gündeme getirdiler ve politikalarını bu farklılıklar
üzerine inşa ettiler. Artık inananlar kendileriyle kapitalistler arasındaki
farklılıkları görüp, bu farklılıkları dikkate alan politikalar üretmek
zorundalar. Çünkü gerçek anlamda inanan bir müminin safı kapitalistlerin safı
değil, kapitalistler tarafından acımasızca sömürülen emekçilerin safıdır, ezilen
halkın/halkların safıdır.
Bütün eksikliklerine rağmen sosyalizm insanoğlunun
yarattığı en ideal toplumsal sistemdir. Dünyadaki yaşam kaynaklarını acımasızca
yok eden kapitalist iktidarlardan kurtulmanın tek yolu sosyalizmdir. Sosyalizm
bir ütopyadan çok ekmek ve su gibi acil bir ihtiyaç haline gelmiştir insanoğlu
için. Sosyalizmin kapitalizm karşısındaki yenilgisi geçicidir. Uzun mücadele
içerisinde kazanan sosyalizm olacaktır.
Gelecekte kurulacak sosyalist toplum, geçmiş sosyalizm
deneylerinden dersler çıkaracak ve kendini yenileyecektir. Bunun nasıl olacağını
şimdiden tam olarak kestirmek mümkün değil, ama nasıl ki kapitalist iktidarlar
iki yüz yıllık bir deneyim sonucu oturduysa, sosyalist iktidarlar da zaman
içerisinde insanoğlunun arzuladığı şekli alacaktır.
Xalo Sabri’nin korkularını dikkate almak zorundadır
insanlar. Çözüm insanların Kürtçe diliyle dilenmesinde değil, çözüm dilenciliğin
nihai olarak yok olacağı bir yaşam tarzındadır. Print  |