Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Xalo Sabri ve Xalo Mehmet’in sosyalizm ütopyası / METİN AKTAŞ
Metin Aktaş

Sosyalist Mezopotamya

Elazığ’da Şêx Said ailesinden Şêx Mehdi’inin yaşam tarzı ve düşünceleri, bizim bildiğimiz alışılagelmiş şeyhlerinkinden çok farklıydı.>>>

>>>Ben, Şêx Mehdi’yle tanışamadım ama Şêx Mehdi’nin müritlerinden Xalo Mehmet ve Xalo Sabri’yle tanıştım, zamanla bu iki aykırı insanla çok iyi dost oldum. Bu her iki dostum da kısa bir süre önce aramızdan ayrıldı. Mekânları cennet olsun. Yaşadıkça bu iki iyi insanı, iyi dostu unutmayacağım. Şimdi bu yazıyı yazarken Xalo Sabri ve Xalo Mehmet gözlerimin önünde.

Xalo Sabri’yle tanıştığım günü anımsayınca yüreğim sevgiyle ürperdi. Onu ilk kez 1994 yılının kasım ayında Elazığ’da Havuzlu Kahve’de gördüm. İçerisinde tanıdığım iki dostumun olduğu beş-on kişilik bir insan grubunun ortasında oturmuş konuşuyordu. 80’ni geçmiş Xalo Sabri, ufak tefek, zayıf bir insandı. Ben oturduğumda, çevresinde toplanmış insanlara Allah’ın neden sosyalizmden yana olduğunu anlatıyordu. Doğrusu Xalo Sabri’yi dinlemeye başladığımda tek kelimeyle şoke oldum! Hayatım boyunca yüzlerce şeyhle tanışmış konuşmuştum ama hiçbir şeyhin sosyalizmi savunduğunu, sosyalizmin Allah’ın adaletine en yakın insani sistem olduğunu söyleyeni görmemiş, duymamıştım. Xalo Sabri’yle konuşan insanlar onun sözlerinin derinliğini anlayacak kapasitede olmadıkları için şiddetle Xalo Sabri’ye karşı çıkıyorlardı. Xalo Sabri, yaşam ve doğanın Allah’ın okunacak kitabı olduğunu, onu okumasını bilen insanın oradaki adaleti göreceğini anlatıyordu ama anlayamıyorlardı onunla tartışan insanlar.

Xalo Sabri’nin düşünceleri, alışılagelmiş inanan insanların düşüncelerinden farklıydı. Çünkü o, inananlarla sosyalistler arasındaki farklılıkları temel almıyordu yaşamında, o inananlarla kapitalistler arasındaki farklılıkları temel alıyor ve yaşamını öyle sürdürmeye çalışıyordu. Bu da inanan ve inanmayan insanları şaşırtıyor, kendilerini kapitalistlerin jandarması gibi gören inananları çılgına çeviriyordu.

Hayatımda ilk defa inananlarla kapitalistler arasındaki farklılıkları anlatan ve kapitalistlere karşı mücadelede sosyalistlerin saflarında duran bir inananla karşılaşıyordum. Bu da beni çarpmıştı. “Bana söyleyin, bir Müslüman 30 milyar dolarlık servete sahip Suudi şeyhlerini neden desteklesin? Neden yoksul Suudi halkının yanında değil de, 30 milyar dolarlık servetin sahibi Suudi şeyhlerinin yanında olsun? Böyle bir şeyi Allah’ın adaleti olarak göstermeye kalkmak Allah’ın adaletini anlamamaktır. Allah’ın adaletinde böylesine sınırsız, doyumsuz açlık, başka canlıların ihtiyaçlarını zorla gasp etmek yoktur. Bu dünyaya gelen her canlı ihtiyacı kadar tüketme hakkına sahiptir. Bir insan başka insanların ya da canlıların ihtiyacını zorla gasp ettiğinde günahkârdır, suçludur.”

Böyle düşündüğü için, kapitalistleri, toprak ağalarını ve onların düzenini savunan insanları hiç sevmezdi Xalo Sabri. Özellikle inanan insanların ibadetlerini kendi anadilleriyle yapmaları konusunda çok hassastı. Bir insanın ekonomik sebeplerden dolayı ibadetini anadiliyle yapmamasına çok kızar, her insanın ibadetini kendi anadiliyle yapmasını savunurdu. Kürt sorununun sadece Kürt dili ve kültürünün kullanılması olarak görülmesine şiddetle karşı çıkardı Xalo Sabri. Ona göre Kürt sorununun önemli ayaklarından biri insanlar arasındaki bu ekonomik adaletsizliğin düzeltilmesiydi. Bu unutulduğunda Kürt sorunu çözülmüş olamazdı. Kürt halkı mutlu olamazdı. Çünkü Kürtler de diğer bütün halklar gibi insandı. İnsani bütün sorunlar onların da sorunlarıydı. Siyasi ve kültürel özgürlük kadar ekonomik eşitlik de önemliydi. Hatta diyebilirim ki Xalo Sabri insanlar arasındaki ekonomik adaleti kültürel ve siyasal özgürlükten çok daha fazla önemserdi; çünkü Xalo Sabri’ye göre insanlar arasında ekonomik adalet ve eşitlik sağlanmadıkça gerçek anlamda siyasal ve kültürel eşitlik, özgürlük sağlanamazdı.

Xalo Sabri sadece düşünsel anlamda farklı değildi, inanç ritüellerini uygulama anlamında da çok farklı bir insandı; namaz kılmaz, oruç tutmaz, hacca gitmez bir inanandı. O, İslam’ın şimdi yok edilmiş batini ekolünün Sünni mezhebindeki damarının son temsilcilerinden biriydi. Allah’a olan sevgiyi önemser, ritüellerin kutsallaştırılmasına şiddetle karşı çıkardı. Monotonlaştırılarak askeri bir nizam halini almış inançsal ritüellere, Allah’a (Xalo Sabri “Xudê” derdi) para karşılığı yapılan ibadetlere ateş püskürürdü. O bir dervişti; halkına ve doğaya, doğada yaşayan bütün canlı türlerinin yaşamına saygılı bir derviş. Ritüellerin tanrısallaştığı, paranın insan ruhunu esir aldığı, doyumsuz açlığın iyi bir erdem sayıldığı bu topraklarda yaşayan insanlar onu anlayamadı, düşüncelerini ve yaşam tarzını önemsemedi; o da ruhuna bu erdemli düşünceleri, inancı yerleştiren Şêx Mehdi gibi aramızda ayrılıp gitti.

 

***

 

Xalo Mehmet’le de Xalo Sabri aracılığıyla tanıştım. Xalo Mehmet, Xalo Sabri’den birkaç yaş küçük, uzun ince boylu, altın suyuna batırılmış gibi sarı tenli bir insandı. O da Xalo Sabri gibi düşünür yaşardı. Yalnız Xalo Mehmet insanlar arasında ekonomik adalet ve eşitliğin sağlanması konusunda Xalo Sabri’den daha katı düşüncelere sahipti. Ona kalsa, ihtiyacından fazla mala mülke temah eden insanları en ağır cezalarla cezalandırmak lazımdı, miras olayını yasaklamak lazımdı. 1999 seçimlerinde Elazığ’da solun adayı olarak Halkın Emek Partisi’nden belediye başkan adayıyken, Xalo Mehmet ilerlemiş yaşına rağmen seçim bürolarımızda misafirlere çay yapar, kendi elleriyle dağıtırdı. Ondan bunu yapmamasını istediğimde çok kızmış, beni azarlamıştı.

İnsanların korkudan bize selam vermediği, her an başımıza kötü şeylerin gelebileceği bu muhafazakâr kentte Xalo Sabri elindeki meşe ağacından çubuğuyla seçim çalışmalarımıza katılır, bütün gün bizimle kentin sokaklarında dolaşırdı. Sivrice ilçesinde saldırıya uğradığımızda Xalo Sabri o ufacık bedenini bize siper etmiş, bize saldıran yüzlerce insanın karşısında ulu bir çınar gibi durarak, elindeki meşe ağacıyla saldırılara ilk karşı koyan olmuştu. Ah sevgili dostum, şimdi bunları anımsarken gözlerimin dolduğunu, senin gibi bir dosta sahip olduğum için ne kadar sevindiğimi biliyor musun?

Konuşmalarımda özgürlük ve adaletten söz ettiğimde Xalo Sabri’nin gözleri ışıldar, sevinçten yerinden kalkar “Yaşasın özgürlük, yaşasan adalet!” diye bağırırdı. Hele arada bir de kapitalistlerin ve toprak ağalarının ellerindeki mal mülkten söz ettiğimde Xalo Sabri sevinçten ne yapacağını bilemezdi. Bir gün Xalo Sabri, yanımıza gelip bizden para isteyen yaşlı bir dilenci kadına bakarak bana şöyle demişti: “Bu Kürt kadını anadili yasaklandığı için şimdi Türkçe diliyle dileniyor, ben bu kadının yarın Kürtçe diliyle dilenmesini istemiyorum. Ben dilenmenin yok edilmesini istiyorum evlat. Korkum o ki bu kadın yarın Kürtçe dilensin!”

Bir gün insanlar Xalo Sabri’yi, Xalo Mehmet’i anlayacaklardır, buna tüm içtenliğimle inanıyorum. Bu yazıyı yazmak istediğimde Xalo Sabri ve Xalo Mehmet’ten söz etmeyi düşünmemiştim. Ama bu iki insan üzerimde öylesine derin bir etki bırakmış olmalılar ki, ne zaman insanlar arasında ekonomik eşitlik ve adaletten söz etsem onlar beliriverir gözlerimin önünde. Şüphesiz bir halkın/ulusun kültürel özgürlüğü çok önemlidir, ama yalnız başına kültürel özgürlük o halkın/ulusun insanının mutlu yaşaması için yeterli değildir. Eğer kültürel özgürlüklerini yaşayan halkların/ulusların yaşamlarına bakılırsa bu görülür.

Kültürel özgürlük talebini bir halkın/ulusun diğer taleplerini yok sayacak kadar önemsemek, kültürel sorunların çözülmesiyle diğer tüm sorunların çözüleceğini düşünmek politik bir hatadır. Çünkü her sorunun kaynağı ve çözüm yöntemleri farklıdır. Bir halk, bir ulus kültürel sorunlarını çözmüş olmakla ekonomik eşitlik ve adalet sorununu çözmüş olamaz. Örneğin Türk halkı dil ve kültür sorununu çözmüştür; Türk halkının dilini özgürce konuşma, kültürünü özgürce yaşama sorunu yoktur, ama biz Türk halkının ekonomik eşitlik ve adalet sorununu çözdüğünü, mutlu yaşadığını söyleyebilir miyiz? Kesinlik hayır. O halde sorunları bir bütün olarak düşünüp çözüm aramak en iyi yöntemdir.

 

***

 

Xalo Sabri ve Xalo Mehmet’in düşüncelerini, inanç tarzlarını anlatırken şunu anlatmak istedim size: Nasıl ki kültürel özgürlüğü elde etmekle ekonomik adalet ve eşitlik sağlanamıyorsa, ibadet özgürlüğünü istemekle ve yeterince dindar olmakla da insanlar arasındaki ekonomik eşitlik ve adalet sağlanmış olmaz. Kültürel sorunlar da dâhil toplumun bütün sorunlarının yeterince dindar olmakla çözülebileceğini savunan insanlar da yanılmaktadırlar. Bugün yaşadığımız Ortadoğu bölgesinde olması gerekenden çok daha dindar halklar yaşamaktadır, fakat hangimiz bu dindar yaşayan halkların sorunlarını çözdüğünü, insanlarının mutlu yaşadıklarını söyleyebiliriz? Bu toplumların egemen sınıfları olan yönetenler ile yönetilenlerin arasındaki korkunç ekonomik farklılıklar diğer toplumlara göre çok daha acımasızca. Yeterince dindar olmakla toplumsal sorunların çözüleceğine inanmak doğru değil. İnsanların enerjilerini bu alana harcamak zaman ve emek kayıbından başka bir şey kazandırmayacaktır halka. Xalo Sabri ve Xalo Mehmet bu bilince varmış inananlardı. Onlar bu ülkenin en dindar halkı olan Kürt halkının yaşam tarzını görmüş, yeterince dindar olmakla sorunların çözülemeyeceği bilincine ulaşmış inananlardı. Bu yüzden bu insanlar toplumsal adaletsizliklere, sınıflar arasındaki ekonomik ve siyasal ayrıcalıklara karşı mücadele ettiler.

İnananlar bugüne kadar hep kendileriyle sosyalistler arasındaki farklılıkları gündeme getirdiler ve politikalarını bu farklılıklar üzerine inşa ettiler. Artık inananlar kendileriyle kapitalistler arasındaki farklılıkları görüp, bu farklılıkları dikkate alan politikalar üretmek zorundalar. Çünkü gerçek anlamda inanan bir müminin safı kapitalistlerin safı değil, kapitalistler tarafından acımasızca sömürülen emekçilerin safıdır, ezilen halkın/halkların safıdır.

Bütün eksikliklerine rağmen sosyalizm insanoğlunun yarattığı en ideal toplumsal sistemdir. Dünyadaki yaşam kaynaklarını acımasızca yok eden kapitalist iktidarlardan kurtulmanın tek yolu sosyalizmdir. Sosyalizm bir ütopyadan çok ekmek ve su gibi acil bir ihtiyaç haline gelmiştir insanoğlu için. Sosyalizmin kapitalizm karşısındaki yenilgisi geçicidir. Uzun mücadele içerisinde kazanan sosyalizm olacaktır. 

Gelecekte kurulacak sosyalist toplum, geçmiş sosyalizm deneylerinden dersler çıkaracak ve kendini yenileyecektir. Bunun nasıl olacağını şimdiden tam olarak kestirmek mümkün değil, ama nasıl ki kapitalist iktidarlar iki yüz yıllık bir deneyim sonucu oturduysa, sosyalist iktidarlar da zaman içerisinde insanoğlunun arzuladığı şekli alacaktır.

Xalo Sabri’nin korkularını dikkate almak zorundadır insanlar. Çözüm insanların Kürtçe diliyle dilenmesinde değil, çözüm dilenciliğin nihai olarak yok olacağı bir yaşam tarzındadır.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006