Federalizm: Tanımı, sınırlandırılması ve nedenleri (2) / Dr. Nebi Kesen Dr. Nebi Kesen
NEWROZ
Önceki bölümde, federal devlet modeli dışında iki devlet biçimi olarak
konfederasyon ve tekil devlet sistemlerinden söz edilmişti. Bunun dışında,
devletlerin örgütlenmesi ve idari yapılanmasında, “bölgeli devlet” olarak
nitelendirilen yeni bir model de söz konusudur. İspanya “modeli” buna örnek
olarak gösterilebilir. Burada, diğer devlet biçimlerinin tanımlanması,
özellikleri ve federal sistemden farklılıkları üzerinde durulacaktır.
Konfederasyon
Konfederasyon, iki veya daha fazla bağımsız devletin aralarında
oluşturdukları ve ortak kurumlar (konfederal organlar) yoluyla bir devletler
birliği ya da topluluğu olarak tanımlanmaktadır. Bu devlet biçiminin kuruluşu,
devletler arası bir sözleşmeyle olur. Federal yapıya sahip bir devlet de
konfederasyona üye devlet olabilir. Örneğin, Rusya Federasyonu, aynı zamanda
“Birleşik Devletler Topluluğu”na (BDT) üyedir. Sözleşmenin tarafı olan
birimlerin, devlet egemenlikleri ve bağımsızlık statüleri kesin bir şekilde
korunur. Konfederasyon üyesi devletler, uluslar hukuku açısından tüzel
kişilikler olarak varlığını sürdürür ve birlik oluşumundan ayrılma hakkına
sahiptirler. Devletler arası birlik karakteriyle, konfederasyon, uluslar arası
hukukta tüzel kişilik statüsünde kabul edilmez. Buna rağmen, konfederasyon,
uluslar arası ilişkilerde ve sözleşmeler konularında etkin bir rol oynar.
Konfederasyon, ayrı ve kendi başına egemen devletlerin bir üst birliği olarak
ortak bir yönetim yoluyla idare edilir. Konfederal yönetim, sözleşmeyle tespit
edilmiş organ(lar)dan oluşur. Böyle olunca, konfederal yönetim yetkisini üye
devletlerden alır ve onların ortak kararlarına bağlıdır. Diğer yandan, üye
devletler, konfederasyonun aldığı kararlara uymak veya bunları yerine getirmek
yükümlülüğünü taşır. Fakat konfederasyonun üye devletlere karşı zorlama gücü
yoktur. Bu nedenle, üye devletlerin bazı alanlarda (dış ilişkiler, savunma vb.)
konfederasyona yetki aktarması, onların hem iç hem de dış ilişkilerinde
egemenlik hakkını, konfederal devlet yapılanmasında ortadan kaldırmaz.
Tekil Devlet (Üniter Devlet)
Tekil devlet için, genelde “üniter devlet” veya “merkezi devlet” terimleri
kullanılıyor. Bilimsel araştırma ve öğreti kitaplarında da hala bu “geleneğe”
bağlı kalındığı görülmektedir. Türkiye`de ise “üniter devlet” terimi yaygın bir
şekilde kullanılmaktadır. Buna karşılık, “tekil devlet” denildiğinde, anlayan
kişilerin sayısı oldukça azdır. “Tekil devlet” terimi, aşağıda açıklanacak olan
kavramsal tanımlamaya en yakın olanıdır. Kavram ve terimlerin, içeriğine uygun
bir şekilde kullanılması için, doğru tanımlama, vazgeçilmez bir bilimsel
kuraldır. Bu nedenle, tekil devlet ve onun yerine veya onunla eşdeğer kullanılan
“üniter devlet” veya “merkezi devlet” terimleri arasındaki farkı açıklamakta
yarar var. Bunun başlıca amacı, kavram ve terimler arasındaki kargaşayı önlemek
ve yanlış bağlaşıkta kullanılmasının önüne geçmektir. Bunun, “eski kelime-yeni
kelime” ikilemi ile ilgisinin olmadığını burada vurgulamak gerekiyor.
Tekil devlet, en başta devlet egemenliğinin ve yetkilerinin tek merkezde
odaklandığı devlet yapılanma ve yönetim biçimidir. Kurumsal alanda ise, yasama,
yürütme ve yargı organlarının tekliği esas alınmıştır. Böyle olunca, tekil
devlet, bir tek alanda güçler ayrımını tanır. Devletin temel amaçlarından
birisi, toplumun ve bireylerinin yaşam koşullarının eşitliğini ve entegrasyonunu
içerir. Farklı etnik grupların, dillerin ve dinlerin olması durumunda, tekil
devletin “teklik” ilkesi, toplumsal ihtilafların önemli ve belki de başlıca
kaynağını oluşturur.
“Merkezi devlet” denilince, buradaki vurgu devletin ve ülkenin siyasi ve
idari anlamda (bir) merkezden yönetimi şeklinde anlaşılır. Burada temel kural,
yerel idari birimlerin tüm yetkilerini merkezi hükümetten alması ve onun
direktiflerine bağlı çalışmasıdır. Merkezden yönetim, tekil devletlerde
kaçınılmaz olan bir kural değildir. Devletin bazı görev, yetki ve
etkinliklerinin merkezi devletin dışına taşırılması ve yerel yönetimlere veya
kamu idare birimlerine verilmesi de söz konusu olabilir. Bu nedenle, tekil
devletlerde yerelden yönetim (dezentralizasyon) ilkesi de olabilir ve pratikte
birçok devlette uygulanmaktadır. Sonuçta merkezi devlet terimi, tekil devletin
bir yönetim biçimini ifade eder ve genel olarak tekil devlet ile eşdeğer bir
terim olamaz. Ayrıca, federal sistemlerde de federal devletin, yetkilerini
kendinde toplaması veya artırması yoluyla merkeziyetçilik ağır gelebilir.
Avusturya ve Almanya federalizmleri, buna birer örnek olarak gösterilebilir.
“Üniter devlet” terimi de, bir devlet yapılanma biçiminin, tekil devletin
ifade edilmesinde tartışmalıdır. “Üniter” terimi, Latince kökenlidir (unitas) ve
tek anlamını taşır. Siyasi ve idari yönetimin “tekliği” esası anlamıyla, “üniter
devlet” terimi kullanılmaktadır. Bu nedenle, “tekil” yerine “üniter” terimi de
belli bir devlet biçimini ifade etmek için kullanılabilir. Fakat “üniter yapı”,
federalizmin uygulandığı devletlerde de söz konusu olabilir. Örneğin Avusturya,
federal devlet olmasına rağmen üniter bir yapı içindedir. Federe birimler,
siyasi olarak federal hükümetin etkisindedirler ve kendilerine özgü yargı
organları bulunmamaktadır. Bu nedenle, Avusturya, üniter karakterli bir federal
devlet özelliği taşıyan tipik bir örnektir. Almanya da aynı şekilde “üniter
federal devlet” sınıflandırmasına girer.
Tekil devlet, temel özelliklerini korumasının yanı sıra kendi içinde özerk
bölgeler oluşturabilir ve bazı yetkileri bu bölgelere devredebilir. Siyasi
bakımdan tekil devlet özelliği korunurken, idari alanda “bölgelere” geniş
yetkiler verilebiliniyor. Örneğin, Birleşik Krallık (Büyük Britanya), tekil
devlet statüsünde görülürken, bu devletin İskoçya, Galler Ülkesi (Ğales) ve
Kuzey İrlanda bölgeleri belli özerkliklere sahiptir.
Tekil devlet, tek uluslu (ulus-devlet) olabileceği gibi, çok ulusları da
içinde barındırabilir. Fransa ve Türkiye buna örnektir. Söz konusu devletlerin
kendini “ulus-devlet” tanımlaması, bu ülkelerdeki farklı ulusal ve etnik
kimliklerin olmadığı anlamına gelmez. Korsika ve Kürt sorunu her iki devletin
önemli etnik ihtilaflarıdır. Ulus-devlet, farklı ulusal ve etnik kimliklerin
inkarı ve tek ulusun egemenliği şeklinde tekil devlet yapılanmasıyla
“bütünleştirilmiş” ise, bu, tekil devlet biçiminin bir kıstası sayılamaz.
Birleşik Krallık, çok uluslu tekil devlet için bir örnektir.
Federal devlet ile konfederasyon ve tekil devlet biçimlerinin belirgin
farkları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo 1: Federal Devlet, Konfederasyon ve Tekil Devlet Biçimlerinin
Ayırdedici Özellikleri
| |
Federal Devlet |
Konfederasyon |
Tekil devlet |
|
Egemenlik
- İç Egemenlik
- Dış Egemenlik |
- Federal yönetim ve federe birimler arasında paylaşılmıştır.
- Federal yönetim, dış egemenlik hakkını taşır. |
- Üye devletlerin iç işlerinde bağımsızlığı ilkesi esastır.
- Üye devletler, dış ilişkilerinde bağımsızdır. |
- Tek egemenlik geçerlidir.
|
|
Yetki Paylaşımı |
İki alanda (federal yönetim ve federe birimler düzeyinde)
uygulanır. |
- Yetki paylaşımı yoktur.
- Üye devletler, konfederal organlara bazı yetkileri verir. |
Yetkiler merkezi yönetimdedir. Istisnalar: Yerelde yönetim ve bölgeli devlet
sistemlerinde yetkiler devredilebilinir. |
|
Anayasa |
- Federal devletin anayasası (Federal Anayasa) vardır ve tüm federal
birimleri bağlar.
- Her federe birimin kendi anayasası olabilir. |
Sadece üye devletlerin kendi anayasaları vardır ve
geçerlidir. |
Bir tek anayasa söz konusu olabilir. |
|
Uluslararası Hukuki
Statü |
Federal devlet, devlet statüsünde tanınır. |
Üye devletler, devlet statüsünü taşır. |
Tekil devlet için devlet statüsü geçerlidir. |
|
Dış İlişkiler |
- Federal yönetim, aynı zamanda federe birimleri temsil eder. Dış ilişkilerde
belirleyici olan federal yönetimdir.
- Federe birimlerin eğitim, kültür, ticaret düzeyinde ilişkiler kurması da
olanaklıdır. |
- Konfederasyon, üye devletler adına dış ilişkiler kurabilir ve
yürütebilir.
- Her üye devlet, dış ilişkilerini kurmada ve yürütmede konfederasyondan
bağımsızdır. |
Sadece tekil devlet, dış ilişkiler kurar ve
yürütür. |
Bölgeli Devlet, Yerelde Yönetim ve Federal Devlet
Yukarıda değinildiği gibi, bazı tekil devletlerde, merkezi yönetimden
bölgelere ya da yerel yönetimlere yetki devretme yoluyla, bölgesel veya yerel
özerk yönetimler oluşturulmuştur. Bu devletler için, siyaset ve bilim dünyasında
“bölgeli devlet” terimi yer edinmiştir. Bölgeciliği (regionalism) ve yerelde
yönetimi güçlendirmek ve merkezi yönetimin yetki yükünü azaltarak “küçültmek”
düşüncesi, özellikle Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde yaygınlık kazanan bir
eğilim. Buna örnek olarak, AB üyesi olan Birleşik Krallık, Fransa, İspanya ve
İtalya`yı gösterebiliriz. Fakat, bölgeli devlet modeli, her ülkede farklı
şekillerde uygulanmaktadır.(1) Ayrıca, özerk bölgelerin tespitinde, idari,
ekonomik ve siyasi nedenler gibi değişik etmenler rol oynamaktadır. Aynı
şekilde, ulusal-etnik sorunlar ya da azınlıklar sorunu, tekil devlet içinde
özerk bölgelerin oluşturulmasında belirleyici neden olabilir. Fransa`da Korsika
ve İspanya`da Bask sorunları buna örnektir.
Tanımlamadan anlaşılacağı gibi, tekil devlet içindeki bu model, başka iki
diğer olguyla da yakın bir ilişki içindedir. Bu olgulardan birisi “özerklik”
kavramı, bir diğeri ise “yerelde yönetim” kavramıdır.
Özerklik, tekil devlet içinde yer alan bölgelerin yetkilerini ilgilendiren
bir konudur. Bölge yönetimlerinin görev ve yetkileri, anayasal ya da yasal
düzeyde güvence altına alınmıştır. Bu anlamda bölgeler, yerel yönetimde özerk
bir statüye sahip konumdadırlar. Merkezi yönetim ile bölgesel özerk yönetim
arasındaki ilişki, tek yanlı ve bağımlılık esasına dayanan bir ilişkidir.
Genelde, merkezi yönetim, bölgelerin yetkilerini tek taraflı genişletebilir veya
azaltabilir. Bu durumlarda, bölgelerin herhangi bir engelleme ya da yaptırım
gücü söz konusu değildir. Bölgeli devletin bu özelliği, onu federal sistemlerden
ayırdedici bir nitelik olarak görülür. Federal devlet ile federe birimler
arasında anayasal düzeyde bir hukuki eşitlik sağlanmış iken, bölgeli devlette
merkezi yönetimin üstünlüğü ve belirleyiciliği söz konusudur.
Yerelde yönetim, bu bölgelerin kamu hizmetlerinin merkezi yönetimden
“bağımsız”, başka bir deyişle kendi başına gerçekleştirilmesini sağlar. Böyle
olunca da, tekil devletin özerk bölgeler sistemi, yerelde yönetim esası üzerine
kuruludur. Özerklik, bölgelerin statüsünü, yerelde yönetim ise yetkilerin
uygulanması biçimini içerir. Yerelde yönetim ilkesi, sadece bölgeli devlete özgü
bir özellik değildir. Yukarıda açıklandığı gibi, federal devlet sisteminde de bu
ilke söz konusudur ve uygulanmaktadır.
Yerelde yönetimin bir özelliği, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında
“subsidiarty” (ikincillik) ilkesinin uygulanmasıdır. Buna göre, yerel
yönetimler, esas olarak tespit edilmiş yetkilerin uygulanmasıyla yükümlüdür.
Merkezi devlet ise, bu yetkiler açısından ikincil bir rol oynar. Görev ve yetki
anlamında iki alan (merkezi ve yerel yönetim) gözönüne alındığında,
“subsidiarty” ilkesi, öncelik olarak yerel yönetimi, ondan sonra (ikincil
planda) merkezi yönetimi öne çıkarır. Diğer yandan, merkezi yönetim, her an
yerel yönetimlerin yetkilerine müdahale etme gücünü korur.
Yerelde yönetim ilkesi, federal, tekil ve tekil-bölgeli devlet sistemlerinin
hepsinde olabilecek ve pratikte görülen bir uygulama biçimidir.(2) Bu bağlamda,
amaçları açısından özellikleriyle yerel yönetimi üç boyutuyla görmek mümkün:
- Tekil devletlerde, yerel idari birimlerin “yerinde” yönetimini sağlamak ve
merkezi yönetimin yükünü azaltmak;
- Tekil-bölgeli devletlerde özerk bölgeler yoluyla bölgeciliğin
güçlendirilmesini sağlamak;
- Federal yapılanmalarda, federe birimlerin yetkilerinin ağırlığını temel
ilke olarak güvenceye almak.
NOTLAR
1 Bkz. Uygun 2009, s. 129 vd.
2 Ayr ıntılı bilgi için bkz. Baran
2003, Demokrasi Mücadelesinde Yerel Yönetimler, İstanbul: Aram Yayıncılık, s. 106
vd. Print  |