Mektuplardan süzülenler -2 / Hasan ŞAHİNGÖZ Hasan Şahingöz
NEWROZ
On Yedi Yılım Tütün
Benim
-Özlem
Türk’e-
Canım Yoldaşım,
Nasılsın, diye sormanın bir anlamı kaldı mı,
bilmiyorum
Bugünlerde hangimiz biliyor ki bunu
Nasılsın, diye sormayacağım sana
Sen de bana sorma
Hücrede, açlık grevinde, ölüm orucunda
iken
Nasıl olabilir ki insan?
Canımızdan vazgeçmişken!
Moralimiz iyi, inancımız yerinde ya,
Bunu biliyorum yeter.
Köyümden bahsetmişsin ya mektubunda
Tütün geldi aklıma
Tütünden bahsetmek istiyorum bu mektubumda
sana
Bir gülüşün ateşiyle yakmasını
biliriz.
Ölümün önünde sigaramızı, diyen dizeleri bilir
misin?
Peki ya tütünü?
Ahmet Arif’in,
Kız saçı demiş zeybekler,
Su içmez her damardan
Yerini kolay beğenmez
Üşür, naz eder, dediği tütünü?
Bilirsin elbet, bilmez olur musun hiç
Peki ya zahmetini,
Zahmetini de bilir misin tütünün?
Tütün deyip geçme
Boğazlardan geçecek bir lokma ekmeğin
Altı yedi aylık uykusuzluğudur o.
Boğazdan geçecek bir lokma ekmeğin
Emeği, alınteri, bedeli...
Yüzelli gündür açlığın içinde ölümün
eşiğindeyim.
Yüzlerdeki gülüşün ateşi sönmesin
diye
Gün gün ölüme yürürken
Hergün tütün ve tütün işçilerinin resimlerini
biriktirdim
Ama artık biriktirmiyorum
Nasıl olsa, yakında
Tütünün büyüyüp boy attığı
Ekmek parası kazandırdığı köyüme
gideceğim
Kendi ayaklarım üzerinde değil belki
Ama yine başım dik döneceğim.
Yoldaşım,
Sonuna yaklaşmış olduğum hayatımın
Kesintisiz on yedi yılı tütündür
benim.
Yakmak için,
“Ah bir ataş ver” diyen türkülere
Konu olmuş tütünün evleğini
hazırladım
Tohumunu, ellerimle elediğim
İncecik topraklara karıştırıp ektim
-sen hiç tohum olup topraklara ekildin mi?-
Gün doğumlarında büyüsün, büyüsün de boy atsın
diye
Her gün suladım.
Yeşermeye başlar başlamaz atlarını
ayıkladım
Sonra bir daha, bir daha...
Tütün bu, büyümeden olur mu,
büyüyecek
Büyüdükçe fideleri tek tek söküp
biriktireceksin
Biriktirdiğin her fideyi, tarlaya götürüp, tek tek
dikeceksin
Diktiğin her fideye, çocuğunu emzirir gibi su
vereceksin
Dipleri havalansın diye çapa
yapacaksın
Sen, fideleri dikmek,
Sulamak, çapalamak için eğildikçe
Güneş sırtını yakacak
Beynin yere akıyor gibi olacak
Dayanacaksın.
Bir de çapa vakti havalar kuraksa
Çevirip başını gökyüzüne
Geçen her buluttan yağmur
dileneceksin
-sen hiç yağmur olup dilenildin mi?-
Günü gelip büyüdüğünde
Fidelerin yapraklarını tek tek topla
Deste yap, özenli olsun sepetin içi
Sepetin içindeki yapraklar
Dizilecek önce koca koca iğnelere
Sonra iplere...
İlkin gölgede bekleteceksin biraz
Gölgede sararmaya başlayacak
Gölgede altın rengini almaya...
Altın rengini almaya başladı mı
“Güneş” diyeceksin
Tütünün dizildiği, boyundan uzun
Kilondan ağır, umutlarından kısa ve hafif
salaçları
Bayır bayır dolaştırıp güneş
arayacaksın
Bulunduğunda da, yanmasın diye
Gün aşırı, tek tek çevireceksin bir de
yapraklarını
Emektir tütün, alınteri
Anladın ya artık bir de sabır!
İşlerin rast gitmemişse, ilaçlayamamışsan
zamanında
Bitlenmişse, kaçarı yok, yıkayacaksın tek tek
herbirini
Bakır leğenlerde.
Evin de suyu akmıyorsa
Çeşmeden getireceksin kova kova
-kova kova sen neyi taşıdın hayata?-
Tek tek dizerken tütünü, uykun
gelecek
Olduğun yere kıvrılıp uyumak, sadece uyumak
isteyeceksin
Ama ne çare, akşam tütününe gidebilmek
için
Bitmeli dizim işi...
Tek tek dizerken tütünü uykulu uykulu
İğne eline batacak, uykun acıyla
dağılacak
-senin uykularını hangi acılar dağıttı?-
Sonra yeniden bastıracak
“Ana n’olur on dakka gözümü gabatayım”
diyeceksin
Ana da çocuklarından izin alacak
Fırsatını bulursa
On dakikalığına olduğu yere
kıvrılacak
Dizerken tütünü tek tek, sıra sıra
Canın film çekecek
“Vallâ, âşam tütüne gitme zamanına dizerûk ana, hem
izleyek, hem dizek...” diyeceksin
Çocukluk işte,
Tütün dizilirken film izlenir mi hiç!
Tek tek dizerken tütünü
Yanındakinin sepetine bakıp gizliden
“Önce ben bitirdim”
Diyebilmek için yarış edeceksin
-sen yarışlarda kimlerce geçildin?-
Gece yarısı kalkacaksın,
Gitmek için tütüne
Giysileriyin altına naylon
geçireceksin
“Çiğ düşmüştür, ıslanmayayım” diye
Tarlaya varana kadar esneyip
duracaksın
Tarlaya vardığında, orada da bir yarış
olacak
Hızlı kırma, sepet doldurma, cızı çıkma
yarışı
“Ha gadecim, bu sene eve buzdolabı
alacuk!”
“Ha yavrum size elbise alacam!”
Çalışırsın umutlanarak
Çalışırsın inanarak
Gelgelelim, çalış çalış aynı
Al parayı avansı faizi ile öde
Tarla icar, ver kira parası
Mazot parası,
İlaç parası,
İp parası...
Derken, ne kalır ki elde geriye?
Kurutunca tütünü,
Ayıklayacaksın yine tek tek
Aman hastalanmasın, aman küflenmesin!
İlk bu esnada içer insan tütünü
Yaprakların tozundan genzin yanar
Bir bardak çay içsen, tütün tadı
alırsın
-sen hiç çayda tütün tadı aldın mı?-
Boğazın kurum dolmuş gibi olur
Aldırmazsın/ aldıramazsın hiçbirine
Ayıkla babam ayıkla
Sabahtan geceye kadar denk yap, özen
Bir tane kötüsü eksper beye
yakalanmasın
Sonra A-grat tütünün olur kopa!
Güneş altında çalışmışsın
Gece uykusuz kalmışsın
Yataktan fırlayıp don atlet
Yağmurdan salaç kaçırmışsın
Kimin umurunda
-senin umurunda, anlatmazdım yoksa-
Evet yoldaşım, yakında
Tütünün büyüyüp boy attığı
Köyüme döneceğim
Kendi ayaklarım üzerinde
Başım dik ayrılmıştım köyümden
Bu kez kendi ayaklarım üzerinde değil
belki
Ama yine başım dik döneceğim
Yine tütün yetiştirecek
Yine toprağa ter dökeceğim
-sen başladığın yere,
benim gibi omuzlar üzerinde dönme,
ama başın hep dik yürü gideceğin
yere-
Şimdi bir sigara yak
Dumanında
Emeği, sabrı, alın terini duyumsa
Sigara içmeye devam et, diyemem elbet
Ama ne zaman bir tütün görsen
Ne zaman bir tütün kokusu alsan beni
hatırla. Print  |