Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Mektuplardan süzülenler -2 / Hasan ŞAHİNGÖZ
Hasan Şahingöz

NEWROZ



 

 

On Yedi Yılım Tütün Benim

-Özlem Türk’e-

 

Canım Yoldaşım,

Nasılsın, diye sormanın bir anlamı kaldı mı, bilmiyorum

Bugünlerde hangimiz biliyor ki bunu

Nasılsın, diye sormayacağım sana

Sen de bana sorma

Hücrede, açlık grevinde, ölüm orucunda iken

Nasıl olabilir ki insan?

Canımızdan vazgeçmişken!

Moralimiz iyi, inancımız yerinde ya,

Bunu biliyorum yeter.

 

Köyümden bahsetmişsin ya mektubunda

Tütün geldi aklıma

Tütünden bahsetmek istiyorum bu mektubumda sana

Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz.

Ölümün önünde sigaramızı, diyen dizeleri bilir misin?

Peki ya tütünü?

Ahmet Arif’in,

Kız saçı demiş zeybekler,

Su içmez her damardan

Yerini kolay beğenmez

Üşür, naz eder, dediği tütünü?

Bilirsin elbet, bilmez olur musun hiç

Peki ya zahmetini,

Zahmetini de bilir misin tütünün?

 

Tütün deyip geçme

Boğazlardan geçecek bir lokma ekmeğin

Altı yedi aylık uykusuzluğudur o.

Boğazdan geçecek bir lokma ekmeğin

Emeği, alınteri, bedeli...

 

Yüzelli gündür açlığın içinde ölümün eşiğindeyim.

Yüzlerdeki gülüşün ateşi sönmesin diye

Gün gün ölüme yürürken

Hergün tütün ve tütün işçilerinin resimlerini biriktirdim

Ama artık biriktirmiyorum

Nasıl olsa, yakında

Tütünün büyüyüp boy attığı

Ekmek parası kazandırdığı köyüme gideceğim

Kendi ayaklarım üzerinde değil belki

Ama yine başım dik döneceğim.

 

Yoldaşım,

Sonuna yaklaşmış olduğum hayatımın

Kesintisiz on yedi yılı tütündür benim.

Yakmak için,

“Ah bir ataş ver” diyen türkülere

Konu olmuş tütünün evleğini hazırladım

Tohumunu, ellerimle elediğim

İncecik topraklara karıştırıp ektim

            -sen hiç tohum olup topraklara ekildin mi?-

 

Gün doğumlarında büyüsün, büyüsün de boy atsın diye

Her gün suladım.

Yeşermeye başlar başlamaz atlarını ayıkladım

Sonra bir daha, bir daha...

Tütün bu, büyümeden olur mu, büyüyecek

Büyüdükçe fideleri tek tek söküp biriktireceksin

Biriktirdiğin her fideyi, tarlaya götürüp, tek tek dikeceksin

Diktiğin her fideye, çocuğunu emzirir gibi su vereceksin

Dipleri havalansın diye çapa yapacaksın

Sen, fideleri dikmek,

Sulamak, çapalamak için eğildikçe

Güneş sırtını yakacak

Beynin yere akıyor gibi olacak

Dayanacaksın.

Bir de çapa vakti havalar kuraksa

Çevirip başını gökyüzüne

Geçen her buluttan yağmur dileneceksin

            -sen hiç yağmur olup dilenildin mi?-

 

Günü gelip büyüdüğünde

Fidelerin yapraklarını tek tek topla

Deste yap, özenli olsun sepetin içi

Sepetin içindeki yapraklar

Dizilecek önce koca koca iğnelere

Sonra iplere...

 

İlkin gölgede bekleteceksin biraz

Gölgede sararmaya başlayacak

Gölgede altın rengini almaya...

Altın rengini almaya başladı mı

“Güneş” diyeceksin

Tütünün dizildiği, boyundan uzun

Kilondan ağır, umutlarından kısa ve hafif salaçları

Bayır bayır dolaştırıp güneş arayacaksın

Bulunduğunda da, yanmasın diye

Gün aşırı, tek tek çevireceksin bir de yapraklarını

 

Emektir tütün, alınteri

Anladın ya artık bir de sabır!

İşlerin rast gitmemişse, ilaçlayamamışsan zamanında

Bitlenmişse, kaçarı yok, yıkayacaksın tek tek herbirini

Bakır leğenlerde.

Evin de suyu akmıyorsa

Çeşmeden getireceksin kova kova

            -kova kova sen neyi taşıdın hayata?-

 

Tek tek dizerken tütünü, uykun gelecek

Olduğun yere kıvrılıp uyumak, sadece uyumak isteyeceksin

Ama ne çare, akşam tütününe gidebilmek için

Bitmeli dizim işi...

Tek tek dizerken tütünü uykulu uykulu

İğne eline batacak, uykun acıyla dağılacak

            -senin uykularını hangi acılar dağıttı?-

 

Sonra yeniden bastıracak

“Ana n’olur on dakka gözümü gabatayım” diyeceksin

Ana da çocuklarından izin alacak

Fırsatını bulursa

On dakikalığına olduğu yere kıvrılacak

 

Dizerken tütünü tek tek, sıra sıra

Canın film çekecek

“Vallâ, âşam tütüne gitme zamanına dizerûk ana, hem izleyek, hem dizek...” diyeceksin

Çocukluk işte,

Tütün dizilirken film izlenir mi hiç!

Tek tek dizerken tütünü

Yanındakinin sepetine bakıp gizliden

“Önce ben bitirdim”

Diyebilmek için yarış edeceksin

            -sen yarışlarda kimlerce geçildin?-

 

Gece yarısı kalkacaksın,

Gitmek için tütüne

Giysileriyin altına naylon geçireceksin

“Çiğ düşmüştür, ıslanmayayım” diye

Tarlaya varana kadar esneyip duracaksın

Tarlaya vardığında, orada da bir yarış olacak

Hızlı kırma, sepet doldurma, cızı çıkma yarışı

“Ha gadecim, bu sene eve buzdolabı alacuk!”

“Ha yavrum size elbise alacam!”

Çalışırsın umutlanarak

Çalışırsın inanarak

Gelgelelim, çalış çalış aynı

Al parayı avansı faizi ile öde

Tarla icar, ver kira parası

Mazot parası,

İlaç parası,

İp parası...

Derken, ne kalır ki elde geriye?

 

Kurutunca tütünü,

Ayıklayacaksın yine tek tek

Aman hastalanmasın, aman küflenmesin!

İlk bu esnada içer insan tütünü

Yaprakların tozundan genzin yanar

Bir bardak çay içsen, tütün tadı alırsın

            -sen hiç çayda tütün tadı aldın mı?-

 

Boğazın kurum dolmuş gibi olur

Aldırmazsın/ aldıramazsın hiçbirine

Ayıkla babam ayıkla

Sabahtan geceye kadar denk yap, özen

Bir tane kötüsü eksper beye yakalanmasın

Sonra A-grat tütünün olur kopa!

Güneş altında çalışmışsın

Gece uykusuz kalmışsın

Yataktan fırlayıp don atlet

Yağmurdan salaç kaçırmışsın

Kimin umurunda

            -senin umurunda, anlatmazdım yoksa-

 

Evet yoldaşım, yakında

Tütünün büyüyüp boy attığı

Köyüme döneceğim

Kendi ayaklarım üzerinde

Başım dik ayrılmıştım köyümden

Bu kez kendi ayaklarım üzerinde değil belki

Ama yine başım dik döneceğim

Yine tütün yetiştirecek

Yine toprağa ter dökeceğim

-sen başladığın yere,

benim gibi omuzlar üzerinde dönme,

ama başın hep dik yürü gideceğin yere-

 

Şimdi bir sigara yak

Dumanında

Emeği, sabrı, alın terini duyumsa

Sigara içmeye devam et, diyemem elbet

Ama ne zaman bir tütün görsen

Ne zaman bir tütün kokusu alsan beni hatırla.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006