Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Kararlar tamam, sıra uygulamada / S.Çiftyürek
S. Çiftyürek

NEWROZ

10. Genel Kurul, Kürdistan’da komünist hareketin varlığının güçlü kanıtı oldu. Zor olan bundan sonrasıdır. Komünist hareket siyaset denkleminde yer almak gibi bir sorumlulukla yüz yüzedir.

Kürdistanlı komünistler bir genel kurulu daha arkaladılar. Kurul, birçok açıdan Kürdistan komünist hareketini yeni bir atağa motive etti, en azından bunun güçlü verilerini ortaya koydu. Komünist hareketin büyümesinde, değerleriyle birlikte büyümesinde belli bir sinerji üretti dersek abartmış olmayız.

Artılarımızı, olumlu yanlarımızı birlikte yaşadık, paylaştık. Toplantının ardından aşmamız gereken sorunlarımızı, başarmamız gereken hedeflerimizi konuşmamız gerekiyor. Aşmamız, başarmamız gereken sorunları, hedefleri birden fazla cepheden ele alan yazı ve değerlendirmelere ihtiyaç var.

Genel toplantılar bir yanıyla ordular gibidirler, yani toplamından bir kuvvet, bir sinerji doğar. Bileşenlerinden her biri hem bütünün bir parçası olarak bütüne kuvvet verir hem de bütünden kuvvet alır. Bu açıdan toplantı atmosferinde güzel, doğru şeyler söyledik, ateşli konuşmaları, dinamik arayışları dinledik, gözlemledik, dahası önemli kararlar, yönelişler belirledik. Bunlar genel kurulda olması gereken ya da beklenendi.

Genel Kurul bitti! Toplantının ardından her birimiz hayatın gerçekliğine döndük, ağır görev ve sorumluluklarımızla yüzleştik, yüzleşeceğiz. Söylediklerimizi, önerdiklerimizi ve önemlisi ortak irade ile kararlaştırdıklarımızı fiilen yaşamak, hayata geçirmek gerçekliği ile yüzleşiyoruz. Sorunlarımızın belli başlıları olarak şunları sıralayabiliriz:

 

1- Kürdistanlı komünistler olarak, lafın gelişi değil ama gerçekten zoru başarmaya çalışıyoruz. Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasında özgürlük içerisinde disiplinle özgür komünist bireyin derin sorumluluğuna dayanan, yani dışsal disiplinli ordular misali parti örgütlenmesinin tersine, içselleştirilmiş, çelik disiplini güçlü olan bir örgütü yaratmak istiyoruz. Zor, ama başarmak zorunda olduğumuz hedef budur.

İki gün devam eden 10. Genel Kurul da gösterdi ki, teorik olarak özgürlük ve sorumluluk ya da özgürlük içerisinde disiplini savunan, pratikte ise gözü halen disiplin içerisinde özgürlükte, yani 20.yy komünist örgütlenmesinin dışsal çelik disiplininde olan bir gerçeğimiz var.

İki ara bir derede yürüyemeyiz. Ya Türkiye sosyalist hareketi ile Kürt ulusal demokratik hareketinin halen geçmişi temsil eden ordu disiplini gibi dışsal disiplinli bir parti örgütlenmesine teori ve pratiği ile döneceğiz ya da geleceğin (21. yüzyılın) örgütlenmesini temsil eden özgürlük içinde disiplini her açıdan içselleştireceğiz; içselleştirmiş kadroların, üyelerin özgür birliği olarak çelik disipline dayanan bir komünist örgüte ulaşacağız. Teorik olarak tercihimizi “21. Yüzyılda Özgürlük ve Sosyalizm Manifestosu” ile çoktandır ikincisinden yana yaptık, pratiğimizi de buna uygun dizayn etmeliyiz. Aşmamız gereken birinci sorunumuz budur.

Parti içi sosyalist demokrasi yönünden Genel Kurul eksiklikleriyle birlikte iyi bir sınav verdiyse, bunda özgürlük içerisinde disiplin savunumuzun önemli bir katkısı olduğu görüşündeyim. Teorik olduğu kadar pratik olarak da özgürlük içerisinde disiplini içselleştirmiş bir kadro yapısına ulaştığımızda, o zaman örgüt içi sosyalist demokrasinin nasıl da partinin hem iç dinamizminin hem de iç birliğinin güçlü perçini olduğunu keyifle izleyeceğiz. Ama buna ulaşıncaya kadar da dokuz doğuracağımızı bilerek görevlerimize asılalım, çünkü bu coğrafyada (hatta belki de dünyada) ilk kez bunu deneyen bir komünist örgüt durumundayız.

 

2- Genel Kurul bileşeni birçok açıdan zengindi. Bir yandan yaşlı-orta yaşlı ve genç kuşak, diğer yandan Kürdistan’ın farklı siyasal damarlarından gelen sosyalist kadrolar ve nihayet zayıf da olsa kendi varlığını hissettiren kadın yoldaşların da temsil ettiği bileşenden oluşan zenginliği her açıdan koruyarak büyütebilmek önümüzdeki esas görevlerimiz arasındadır. Genel Kurul’un zengin bileşenini başka açılardan da okumak mümkün ama bu yazıda kendimizi bununla sınırlayacağız.

Hedefimiz, mevcut bileşenin, Kürdistan özelinde ulusal özgürlük ve sosyalizm değerleriyle, genelde ise, dile sıkça getirdiğimiz 21.yy komünist değerleriyle birlikte büyümesi, büyütülmesidir. Gerek siyaset denklemine girebilmemizin, gerekse kitleselleşmenin basıncını üzerimizde çok ciddi hissettiğimiz doğrudur. Genel Kurul’da da bu basıncı birçok açıdan hissettik, ancak bu basınca rağmen değerlerle birlikte büyüme, genişleme perspektifini yitirmemeliyiz. Rüzgara göre rota belirleyen, adına parti deyip içini liberal, milliyetçi, sosyalist, İslami gibi her renk ve türden siyasal eğilimle doldurarak oluşturduğu siyasi aşure ile kitleselleşmek isteyen Kürdistan ulusal demokratik hareketinden; “kitleselleşelim de nasıl olursa olsun” diyen ve komünist siyaset adına sol milliyetçiliği geliştiren Türkiye devrimci/sosyalist hareketinden farklı olarak biz, işçi-emekçi kitleler içerisinde değerlerin büyütülmesinde ısrar edeceğiz ve de bu ısrarın bir bedelinin de olduğunu bilerek davranacağız. Kısacası, büyüme, kitleselleşme basıncı kadar, değerlerin kitlelerle buluşturulması hedefini de gözden ırak tutmadan yolumuza devam etmeliyiz.

 

3- Genel Kurul’da hissedilen diğer eksikliğimiz, toplantı kültürü diyebileceğimiz bir zaafı yine yaşamış olmamızdır. Geçmiş toplantılara oranla belirli bir mesafe almamıza rağmen sorunlar halen belirli ölçüde devam ediyor.

Faaliyet raporunun ancak bir hafta önceden delegasyona gönderilmesi, kimi karar taslaklarının ise bir-iki gün önce ve ancak sınırlı sayıda kadrolara gönderilebilmesi, Yürütme Kurulu’nun toplantı ön hazırlıkları cephesine yazılacak eksikliklerdir. Ama özellikle politik ve örgütsel faaliyet raporunun bir hafta da olsa önceden delegasyona gönderilmiş olması, raporun toplantı öncesinden okunup üzerinde değerlendirme yapılması için belirli bir ön zaman sunuyordu. Toplantıda faaliyet raporu gündemi üzerinde yapılan görüşmelerde çoğunlukla delegelerin ön hazırlıksız gelmiş olduğu görüldü. Yetersiz ön hazırlıklar, toplantının her aşamasında kendini hissettirdi. Gerek Yürütme Kurulu, gerekse delegasyon ön hazırlıkları yeterince yapmış olsaydı, yani Genel Kurul fiilen en az bir ay öncesinden yazılı belgeler (faaliyet raporu, karar tasarıları ve sunulan siyasal tezler) üzerinde çalışmaya başlamış olsaydı, Genel Kurul’un finali olarak resmi son iki günlük zaman dilimine, görüşülecek, tartışılacak ve kararlaştırılacak çok daha fazla şeyi sığdırabilirdik.

Böylesine zamanla yarışılan toplantılarda, o an konuşulan gündemle ilgili olmayan genellemelerden kaçınmalı ve uçağın kaldırılması kadar yere indirilmesinin de bir marifet olduğunu unutmamalıyız. Havada dönüp dolaşan ama bir türlü yere inemeyen ya da inmeyi akıl etmeyen pilot misali, konuşmasını zamanında bitirmeyip gereksiz yere uzatmanın dinleyiciler için can sıkıcı olduğunu bilerek davranmak da önemlidir. Kısacası, konuşmaya başlamak kadar, konuşmasını zamanında ve yerinde bitirmek de marifettir. Geçmiş toplantılarımıza oranla bu toplantımızda bu tür konuşmalar azalmıştı, ama tümüyle aşılmıştı denilemez.

 

4- Kuzey Kürdistan’da da geçmişte, Marksizm ve ulusal özgürlük ile sosyalizm gibi ortak savunularımıza rağmen farklı Marksist parti ve örgütler kurduk, kuruldu. Türkiye sosyalist hareketinde bu yönelim halen dolu dizgin devam ediyor; yoksa özünde biri sol sosyal demokrat, diğeri komünist olmak üzere iki temel ayağa oturması gereken devrimci hareket halen sosyalizm adına 80’i aşkın parti ve örgüte bölünmüş olmazdı. MESOP 10. Genel Kurulu, Kürdistan özelinde Marksizm ve sosyalizm içi ayrılıklardan dolayı ayrı parti kurma evresini kapattı diyebiliriz. En azından bu yönde kararlı bir duruş sergiledi, çağrılar çıkardı. Genel Kurul’un bu değerini Kürdistan ve Türkiye devrimci hareketine taşıyabilirsek, üzerinden etkili bir politik propaganda geliştirebilirsek, Kürdistan sosyalist hareketi lehine önemli kazanımlara ulaşabiliriz.

Aynı partide Marksizm ve sosyalizm içi ayrılıklarla birlikte yürümenin/ yürüyebilmenin savunucuları, kendilerine olan özgüvenin yanı sıra, örgüt içi sosyalist demokrasinin de güçlü dinamiğini temsil ederler. Çünkü bu yürüyüşte partideki zengin iç farklılıklar ayrı bir örgütün değil, aynı örgütte iç dinamizmin temel taşları haline gelirler. Zaten Marksizm ve sosyalizm zeminine dayalı geniş kurgulu partide güçlü bir sosyalist demokrasi ile uzun soluklu yürüyüş dediğimiz şey tam da budur.

Komünist birlik sorununa bu perspektif ile yöneliyorsak -ki yöneliyoruz-, o zaman hepimiz, Marksizm ve sosyalizm savunusu zeminindeki duruşumuzun bir adım sağı ile bir adım solunu içeren farklılıklarımızla karşılıklı etkileşime, yani etkileyip etkilenmeye hazır olmalıyız. Teorik olarak bunu saptayıp savunmak ile pratikte buna uygun davranabilmek, dahası buna uygun teorik ve politik donanıma ve pratik esnekliğe sahip olmak ayrı şeylerdir. Zengin “benim doğrularım” üzerinden yeni “bizim” olana ulaşmak haydi denilince başarılacak bir hedef değildir. Başka bir ifadeyle kendi doğruları üzerinden özgüvenle davranmak, doğrularını “ortak doğrularımız” olarak “bizim” olana taşıma, emdirme mücadelesini demokratik zeminde kararlı savunmak ile “benim doğrum” inatlaşmasına kilitlenmek farklı şeyler olup ince ayar bir ayrımı gerektiriyor. Bu perspektifle bakıldığında, 10. Genel Kurul, Kürdistan komünist hareketinin büyük fotoğrafına ulaşma açısından da aşmamız gereken kimi yönlerimiz olduğunu açığa çıkarttı. Bunu da bilerek davranmalıyız.

 

5- Kadın ve genç yoldaşlar 10. Genel Kurul’da varlıklarını her açıdan ortaya koyan bir pratik sergilediler ve bu durum toplantıyı olumlu etkileyen faktörlerin başında gelir.

Genç yoldaşlar, genel sorunlar üzerindeki görüşmelerde görüş, öneri ve eleştirileriyle Genel Kurul’un eşit bileşenleri olduklarını sergilediler. Özelde gençlik sorunları ve örgütlenmesine ilişkin ise, ilgili karar tasarısı ile birlikte Merkezi Gençlik Komisyonu adaylarını da kendileri belirleyerek kendi özgün alanlarına sahip çıktılar. Bunlar lehte verilerdir. Ancak genç yoldaşları bekleyen bir dizi sorun ve güçlük de var. Merkezi Komisyon’un öncelikle kendini örgütlemesi, yani işleyen, iç sorunlarını kendi organı içerisinde demokratik işleyişle aşabilmesi ve önemlisi de bu iç pekişme üzerinden Kürdistan komünizan gençliğini örgütlemeye dönük pratik politik mücadeleyi geliştirmesi gibi bir dizi zorlu görev beklemektedir.

Kadın yoldaşlar açısından da benzer bir durum söz konusudur. Geçmiş toplantılara oranla hem nicelik hem de nitelik olarak katılımları daha ileriydi. Genel sorunların yanı sıra özelde de kendi alanlarında “bizde varız” mesajını verdiler.

Kürdistan komünist kadınının öncelikli sorunlarının başında, kararlaştırılan MESOP Kadın Konferansı’na kadar farklı bölgelerdeki kadın yoldaşların kendi iç iletişimlerini geliştirmeleri ve konferansla bunun başını bir Merkezi Kadın Komisyonu ile bağlayabilmeleri gelir.

İkincisi; duruşlarını, politik hedeflerini, mücadele tarz ve araçlarını ana hatlarıyla belirleyecek olan kısa bir siyasal deklarasyonun üretilmesidir.

Üçüncüsü; kadın yoldaşların, oldukları her bölgede, özgün kadın çalışmasına (kadının politik eğitimi, örgütlenmesi amaçlı toplantılara) zaman geçirmeden bir plan dahilinde yönelmeleridir. Zira bir yıllık süre içerisinde MESOP Kadın Konferansı’nı örgütlemek hedeflenecekse, bu bir yıllık zaman dilimini çok ama çok planlı kullanmaları gerekiyor, yoksa bir bakarsınız bir yılın sonuna yaklaştınız!

 

Sonuç olarak; 10. Genel Kurul, Kürdistan’da komünist hareketin varlığının güçlü  kanıtı oldu. Zor olan bundan sonrasıdır. Komünist hareket siyaset denkleminde yer almak gibi bir sorumlulukla yüz yüzedir. Siyaset denkleminde yer almak, birden fazla nedenle kendini bize dayatıyor. Ancak denklemde yer alışımızın birden fazla engeli de var, bunları bilerek görev ve sorumluluklarımıza asılmamız gerekiyor. 

Genel Kurul karar ve yönelişlerini, iç demokrasi kültürünü, temsil ettiği bileşeni ve dinamik arayışlarını, arayış içerisindeki kadro ve dinamiklere, işçi-emekçi kitle önderlerine ve özelde de genç ve kadınlara taşıyabilirsek, Kürdistan komünist hareketine ciddi bir girdi haline getirebiliriz.

 

Sayı: 137


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006