Kararlar tamam, sıra uygulamada / S.Çiftyürek S. Çiftyürek
NEWROZ
10. Genel Kurul, Kürdistan’da komünist hareketin varlığının güçlü kanıtı oldu. Zor olan bundan sonrasıdır. Komünist hareket siyaset denkleminde yer almak gibi bir sorumlulukla yüz yüzedir.
Kürdistanlı
komünistler bir genel kurulu daha arkaladılar. Kurul, birçok açıdan Kürdistan
komünist hareketini yeni bir atağa motive etti, en azından bunun güçlü
verilerini ortaya koydu. Komünist hareketin büyümesinde, değerleriyle birlikte
büyümesinde belli bir sinerji üretti dersek abartmış olmayız.
Artılarımızı, olumlu yanlarımızı
birlikte yaşadık, paylaştık. Toplantının ardından aşmamız gereken sorunlarımızı,
başarmamız gereken hedeflerimizi konuşmamız gerekiyor. Aşmamız, başarmamız
gereken sorunları, hedefleri birden fazla cepheden ele alan yazı ve
değerlendirmelere ihtiyaç var.
Genel
toplantılar bir yanıyla ordular gibidirler, yani toplamından bir kuvvet, bir
sinerji doğar. Bileşenlerinden her biri hem bütünün bir parçası olarak bütüne
kuvvet verir hem de bütünden kuvvet alır. Bu açıdan toplantı atmosferinde güzel,
doğru şeyler söyledik, ateşli konuşmaları, dinamik arayışları dinledik,
gözlemledik, dahası önemli kararlar, yönelişler belirledik. Bunlar genel kurulda
olması gereken ya da beklenendi.
Genel Kurul
bitti! Toplantının ardından her birimiz hayatın gerçekliğine döndük, ağır görev
ve sorumluluklarımızla yüzleştik, yüzleşeceğiz. Söylediklerimizi,
önerdiklerimizi ve önemlisi ortak irade ile kararlaştırdıklarımızı fiilen
yaşamak, hayata geçirmek gerçekliği ile yüzleşiyoruz. Sorunlarımızın belli
başlıları olarak şunları sıralayabiliriz:
1- Kürdistanlı komünistler olarak, lafın gelişi
değil ama gerçekten zoru başarmaya çalışıyoruz. Ortadoğu ve Kürdistan
coğrafyasında özgürlük içerisinde disiplinle özgür komünist bireyin derin
sorumluluğuna dayanan, yani dışsal disiplinli ordular misali parti
örgütlenmesinin tersine, içselleştirilmiş, çelik disiplini güçlü olan bir örgütü
yaratmak istiyoruz. Zor, ama başarmak zorunda olduğumuz hedef budur.
İki gün devam
eden 10. Genel Kurul da gösterdi ki, teorik olarak özgürlük ve sorumluluk ya da
özgürlük içerisinde disiplini savunan, pratikte ise gözü halen disiplin
içerisinde özgürlükte, yani 20.yy komünist örgütlenmesinin dışsal çelik
disiplininde olan bir gerçeğimiz var.
İki ara bir
derede yürüyemeyiz. Ya Türkiye sosyalist hareketi ile Kürt ulusal demokratik
hareketinin halen geçmişi temsil eden ordu disiplini gibi dışsal disiplinli bir
parti örgütlenmesine teori ve pratiği ile döneceğiz ya da geleceğin (21.
yüzyılın) örgütlenmesini temsil eden özgürlük içinde disiplini her açıdan
içselleştireceğiz; içselleştirmiş kadroların, üyelerin özgür birliği olarak
çelik disipline dayanan bir komünist örgüte ulaşacağız. Teorik olarak
tercihimizi “21. Yüzyılda Özgürlük ve Sosyalizm Manifestosu” ile çoktandır
ikincisinden yana yaptık, pratiğimizi de buna uygun dizayn etmeliyiz. Aşmamız
gereken birinci sorunumuz budur.
Parti içi sosyalist demokrasi yönünden
Genel Kurul eksiklikleriyle birlikte iyi bir sınav verdiyse, bunda özgürlük
içerisinde disiplin savunumuzun önemli bir katkısı olduğu görüşündeyim. Teorik
olduğu kadar pratik olarak da özgürlük içerisinde disiplini içselleştirmiş bir
kadro yapısına ulaştığımızda, o zaman örgüt içi sosyalist demokrasinin nasıl da
partinin hem iç dinamizminin hem de iç birliğinin güçlü perçini olduğunu keyifle
izleyeceğiz. Ama buna ulaşıncaya kadar da dokuz doğuracağımızı bilerek
görevlerimize asılalım, çünkü bu coğrafyada (hatta belki de dünyada) ilk kez
bunu deneyen bir komünist örgüt durumundayız.
2- Genel Kurul
bileşeni birçok açıdan zengindi. Bir yandan yaşlı-orta yaşlı ve genç kuşak,
diğer yandan Kürdistan’ın farklı siyasal damarlarından gelen sosyalist kadrolar
ve nihayet zayıf da olsa kendi varlığını hissettiren kadın yoldaşların da temsil
ettiği bileşenden oluşan zenginliği her açıdan koruyarak büyütebilmek önümüzdeki
esas görevlerimiz arasındadır. Genel Kurul’un zengin bileşenini başka açılardan
da okumak mümkün ama bu yazıda kendimizi bununla
sınırlayacağız.
Hedefimiz, mevcut bileşenin, Kürdistan
özelinde ulusal özgürlük ve sosyalizm değerleriyle, genelde ise, dile sıkça
getirdiğimiz 21.yy komünist değerleriyle birlikte büyümesi, büyütülmesidir.
Gerek siyaset denklemine girebilmemizin, gerekse kitleselleşmenin basıncını
üzerimizde çok ciddi hissettiğimiz doğrudur. Genel Kurul’da da bu basıncı birçok
açıdan hissettik, ancak bu basınca rağmen değerlerle birlikte büyüme, genişleme
perspektifini yitirmemeliyiz. Rüzgara göre rota belirleyen, adına parti deyip
içini liberal, milliyetçi, sosyalist, İslami gibi her renk ve türden siyasal
eğilimle doldurarak oluşturduğu siyasi aşure ile kitleselleşmek isteyen
Kürdistan ulusal demokratik hareketinden; “kitleselleşelim de nasıl olursa
olsun” diyen ve komünist siyaset adına sol milliyetçiliği geliştiren Türkiye
devrimci/sosyalist hareketinden farklı olarak biz, işçi-emekçi kitleler
içerisinde değerlerin büyütülmesinde ısrar edeceğiz ve de bu ısrarın bir
bedelinin de olduğunu bilerek davranacağız. Kısacası, büyüme, kitleselleşme
basıncı kadar, değerlerin kitlelerle buluşturulması hedefini de gözden ırak
tutmadan yolumuza devam etmeliyiz.
3- Genel Kurul’da hissedilen diğer
eksikliğimiz, toplantı kültürü diyebileceğimiz bir zaafı yine yaşamış
olmamızdır. Geçmiş toplantılara oranla belirli bir mesafe almamıza rağmen
sorunlar halen belirli ölçüde devam ediyor.
Faaliyet raporunun ancak bir hafta
önceden delegasyona gönderilmesi, kimi karar taslaklarının ise bir-iki gün önce
ve ancak sınırlı sayıda kadrolara gönderilebilmesi, Yürütme Kurulu’nun toplantı
ön hazırlıkları cephesine yazılacak eksikliklerdir. Ama özellikle politik ve
örgütsel faaliyet raporunun bir hafta da olsa önceden delegasyona gönderilmiş
olması, raporun toplantı öncesinden okunup üzerinde değerlendirme yapılması için
belirli bir ön zaman sunuyordu. Toplantıda faaliyet raporu gündemi üzerinde
yapılan görüşmelerde çoğunlukla delegelerin ön hazırlıksız gelmiş olduğu
görüldü. Yetersiz ön hazırlıklar, toplantının her aşamasında kendini
hissettirdi. Gerek Yürütme Kurulu, gerekse delegasyon ön hazırlıkları yeterince
yapmış olsaydı, yani Genel Kurul fiilen en az bir ay öncesinden yazılı belgeler
(faaliyet raporu, karar tasarıları ve sunulan siyasal tezler) üzerinde çalışmaya
başlamış olsaydı, Genel Kurul’un finali olarak resmi son iki günlük zaman
dilimine, görüşülecek, tartışılacak ve kararlaştırılacak çok daha fazla şeyi
sığdırabilirdik.
Böylesine zamanla yarışılan
toplantılarda, o an konuşulan gündemle ilgili olmayan genellemelerden kaçınmalı
ve uçağın kaldırılması kadar yere indirilmesinin de bir marifet olduğunu
unutmamalıyız. Havada dönüp dolaşan ama bir türlü yere inemeyen ya da inmeyi
akıl etmeyen pilot misali, konuşmasını zamanında bitirmeyip gereksiz yere
uzatmanın dinleyiciler için can sıkıcı olduğunu bilerek davranmak da önemlidir.
Kısacası, konuşmaya başlamak kadar, konuşmasını zamanında ve yerinde bitirmek de
marifettir. Geçmiş toplantılarımıza oranla bu toplantımızda bu tür konuşmalar
azalmıştı, ama tümüyle aşılmıştı denilemez.
4- Kuzey Kürdistan’da da geçmişte, Marksizm ve
ulusal özgürlük ile sosyalizm gibi ortak savunularımıza rağmen farklı Marksist
parti ve örgütler kurduk, kuruldu. Türkiye sosyalist hareketinde bu yönelim
halen dolu dizgin devam ediyor; yoksa özünde biri sol sosyal demokrat, diğeri
komünist olmak üzere iki temel ayağa oturması gereken devrimci hareket halen
sosyalizm adına 80’i aşkın parti ve örgüte bölünmüş olmazdı. MESOP 10. Genel
Kurulu, Kürdistan özelinde Marksizm ve sosyalizm içi ayrılıklardan dolayı ayrı
parti kurma evresini kapattı diyebiliriz. En azından bu yönde kararlı bir duruş
sergiledi, çağrılar çıkardı. Genel Kurul’un bu değerini Kürdistan ve Türkiye
devrimci hareketine taşıyabilirsek, üzerinden etkili bir politik propaganda
geliştirebilirsek, Kürdistan sosyalist hareketi lehine önemli kazanımlara
ulaşabiliriz.
Aynı partide
Marksizm ve sosyalizm içi ayrılıklarla birlikte yürümenin/ yürüyebilmenin
savunucuları, kendilerine olan özgüvenin yanı sıra, örgüt içi sosyalist
demokrasinin de güçlü dinamiğini temsil ederler. Çünkü bu yürüyüşte partideki
zengin iç farklılıklar ayrı bir örgütün değil, aynı örgütte iç dinamizmin temel
taşları haline gelirler. Zaten Marksizm ve sosyalizm zeminine dayalı geniş
kurgulu partide güçlü bir sosyalist demokrasi ile uzun soluklu yürüyüş dediğimiz
şey tam da budur.
Komünist birlik
sorununa bu perspektif ile yöneliyorsak -ki yöneliyoruz-, o zaman hepimiz,
Marksizm ve sosyalizm savunusu zeminindeki duruşumuzun bir adım sağı ile bir
adım solunu içeren farklılıklarımızla karşılıklı etkileşime, yani etkileyip
etkilenmeye hazır olmalıyız. Teorik olarak bunu saptayıp savunmak ile pratikte
buna uygun davranabilmek, dahası buna uygun teorik ve politik donanıma ve pratik
esnekliğe sahip olmak ayrı şeylerdir. Zengin “benim doğrularım” üzerinden yeni
“bizim” olana ulaşmak haydi denilince başarılacak bir hedef değildir. Başka bir
ifadeyle kendi doğruları üzerinden özgüvenle davranmak, doğrularını “ortak
doğrularımız” olarak “bizim” olana taşıma, emdirme mücadelesini demokratik
zeminde kararlı savunmak ile “benim doğrum” inatlaşmasına kilitlenmek farklı
şeyler olup ince ayar bir ayrımı gerektiriyor. Bu perspektifle bakıldığında, 10.
Genel Kurul, Kürdistan komünist hareketinin büyük fotoğrafına ulaşma açısından
da aşmamız gereken kimi yönlerimiz olduğunu açığa çıkarttı. Bunu da bilerek
davranmalıyız.
5- Kadın ve genç yoldaşlar 10. Genel Kurul’da
varlıklarını her açıdan ortaya koyan bir pratik sergilediler ve bu durum
toplantıyı olumlu etkileyen faktörlerin başında
gelir.
Genç yoldaşlar,
genel sorunlar üzerindeki görüşmelerde görüş, öneri ve eleştirileriyle Genel
Kurul’un eşit bileşenleri olduklarını sergilediler. Özelde gençlik sorunları ve
örgütlenmesine ilişkin ise, ilgili karar tasarısı ile birlikte Merkezi Gençlik
Komisyonu adaylarını da kendileri belirleyerek kendi özgün alanlarına sahip
çıktılar. Bunlar lehte verilerdir. Ancak genç yoldaşları bekleyen bir dizi sorun
ve güçlük de var. Merkezi Komisyon’un öncelikle kendini örgütlemesi, yani
işleyen, iç sorunlarını kendi organı içerisinde demokratik işleyişle aşabilmesi
ve önemlisi de bu iç pekişme üzerinden Kürdistan komünizan gençliğini
örgütlemeye dönük pratik politik mücadeleyi geliştirmesi gibi bir dizi zorlu
görev beklemektedir.
Kadın yoldaşlar
açısından da benzer bir durum söz konusudur. Geçmiş toplantılara oranla hem
nicelik hem de nitelik olarak katılımları daha ileriydi. Genel sorunların yanı
sıra özelde de kendi alanlarında “bizde varız” mesajını
verdiler.
Kürdistan
komünist kadınının öncelikli sorunlarının başında, kararlaştırılan MESOP Kadın
Konferansı’na kadar farklı bölgelerdeki kadın yoldaşların kendi iç
iletişimlerini geliştirmeleri ve konferansla bunun başını bir Merkezi Kadın
Komisyonu ile bağlayabilmeleri gelir.
İkincisi;
duruşlarını, politik hedeflerini, mücadele tarz ve araçlarını ana hatlarıyla
belirleyecek olan kısa bir siyasal deklarasyonun üretilmesidir.
Üçüncüsü; kadın
yoldaşların, oldukları her bölgede, özgün kadın çalışmasına (kadının politik
eğitimi, örgütlenmesi amaçlı toplantılara) zaman geçirmeden bir plan dahilinde
yönelmeleridir. Zira bir yıllık süre içerisinde MESOP Kadın Konferansı’nı
örgütlemek hedeflenecekse, bu bir yıllık zaman dilimini çok ama çok planlı
kullanmaları gerekiyor, yoksa bir bakarsınız bir yılın sonuna yaklaştınız!
Sonuç olarak; 10. Genel Kurul, Kürdistan’da komünist
hareketin varlığının güçlü kanıtı
oldu. Zor olan bundan sonrasıdır. Komünist hareket siyaset denkleminde yer almak
gibi bir sorumlulukla yüz yüzedir. Siyaset denkleminde yer almak, birden fazla
nedenle kendini bize dayatıyor. Ancak denklemde yer alışımızın birden fazla
engeli de var, bunları bilerek görev ve sorumluluklarımıza asılmamız
gerekiyor.
Genel Kurul
karar ve yönelişlerini, iç demokrasi kültürünü, temsil ettiği bileşeni ve
dinamik arayışlarını, arayış içerisindeki kadro ve dinamiklere, işçi-emekçi
kitle önderlerine ve özelde de genç ve kadınlara taşıyabilirsek, Kürdistan
komünist hareketine ciddi bir girdi haline
getirebiliriz.
Sayı:
137 Print  |