Ergenekoncuların ‘vatan aşkı’ / Rıfat OKU Rıfat OKU
NEWROZ
Aşkın kutsallığı ve ulaşılmaz değeri birçok yazıya konu,
şiire de tema olmuştur. Ama zannediyorum aşkın böylesi pek kaleme
alınmadı.
Mitolojide yaşam bulan aşkın derinliği ne kadar çok
olursa ömrünün de bir o kadar çok olacağını bilmek için “Ferhat ile Şirin”
olmaya gerek yok zannediyorum. Hele de bu aşk kendisini ‘vatan’ gibi bir
soyutlamayla vücuda geçirirse, biz mülksüzler nazarında anlaşılması çok daha
kolay olur/olmuştur.
Yıllardan beridir ‘vatan aşkı’yla karşımıza çıkıp
yaptıklarını anlatan sivillere tam alıştık derken, senaryoya heyecan gelmesi
(devlete inancın/bağlılığın artırılması) bakımından resmi elbiselilerin aşkı
karşımıza çıkmaya başladı.
Anlaşıldığı üzere Ergenekon Terör Örgütü’nün ifşasından
söz ediyorum. Dava sanıklarının savunmalarının ortak özelliği olan ne yaptılarsa
‘… vatan için yaptık …’ söylemi her okuyanın dikkatini çekmiştir. ‘Vatan
aşkı’nın gözlerini kör ettiği bu insanlara, aşkın anlatıldığı bir yazıda çok da
bir şey söylenemez gibi geliyordu. Aşkın her türlüsü uğrunda çaba harcandıkça
değerlidir ve değer verilmelidir. Fakat Ergenekon davası biraz boy vermeye
başlayınca anlaşıldı ki bu insanlar aşkı da tam olarak yaşayamıyorlar. Aşkları
uğruna, halk nezdinde, işlediklerine kesin gözüyle bakılan bunca faili meçhul
cinayet, asit kuyularında yakma, zindanlarda işkencelerden sonra, bugün çıkıp
inkâr edebiliyorlar. Aşkları uğruna yıllarca harcadıkları emeği şimdi inkâr
ettikleri gibi, bedel ödemekten de kaçıyorlar. Yani bugün çıkıp “Ben vatana
aşkımdan dolayı bunları yaptım. Eğer suçsa bu yaptıklarım, cezamı çekmeye
hazırım” demelerini beklerken, cezadan kaçmak için türlü madrabazlık yapıyorlar.
Şöyle bir bakıldığında, örgütün yöneticisi olduğu
düşünülenlerin de arasında olduğu toplam 13 sanık çeşitli gerekçelerle hastaneye
kaldırılmış. Merdivenden düşenden tutun da şekeri-tansiyonu yükselene, siroz,
kanser gibi nedenlerle hastaneye yatan yahut tahliye olan sanıkların bu
hastalığa yakalanmaları veyahut hasta olmaları hemen herkeste görülebilir dense
de, milyonda bir erkekte görülen meme kanseri vakasının sanıklar arasından
çıkması sonrasında bu aşıklar adına insanın aklına müphem şeyler
gelebiliyor.
Öte taraftan Türkiye sosyalist hareketi yelpazesinde
kendini nimetten zannedenler arasında da ‘vatana aşk’ meşhurdur. Kürdistanlı
komünistler olarak sürekli eleştirdiğimiz ‘Misak-ı Milli sınırlarını
aşamayanlar’, ideolojik darlığa sahip ‘sosyalistler’, elleri-gözleri yakan sıcak
savaşın sürdüğü Kürt coğrafyasında üç maymunu oynayanlar bunu yaparken
kalplerindeki aşk çırpınışlarının nedeni ezilen Kürt halkından ziyade Türk
devletinin bekası olsa gerek!
Gerek sağ gerekse sol siyasetten aşkın üstümüze yapışmış
halinin bu kadar kirli olduğu şu zamanda yürekleri(mizi) temiz tutmanın zor
olduğunun bilincindeyiz. İnsanlar için doğrunun sosyalizmden/komünizmden
geçtiğini, bunun da en narin tohumunun Kürdistan’da yeşermekte olduğunu söyleyen
bizlerin işi herkesten çok daha zor. Çok daha zorluğu bu kirliliği temizleyip
kendimizi tasvir etmekse, üzerimizdeki sorumluluğun farkındayız ve bu
sorumluluğu paylaşmayı isteyen herkesi Kürdistan komünist/sosyalist hareketine
davet ediyoruz.
Print  |