Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Ergenekoncuların ‘vatan aşkı’ / Rıfat OKU
Rıfat OKU

NEWROZ



Aşkın kutsallığı ve ulaşılmaz değeri birçok yazıya konu, şiire de tema olmuştur. Ama zannediyorum aşkın böylesi pek kaleme alınmadı.

Mitolojide yaşam bulan aşkın derinliği ne kadar çok olursa ömrünün de bir o kadar çok olacağını bilmek için “Ferhat ile Şirin” olmaya gerek yok zannediyorum. Hele de bu aşk kendisini ‘vatan’ gibi bir soyutlamayla vücuda geçirirse, biz mülksüzler nazarında anlaşılması çok daha kolay olur/olmuştur.

Yıllardan beridir ‘vatan aşkı’yla karşımıza çıkıp yaptıklarını anlatan sivillere tam alıştık derken, senaryoya heyecan gelmesi (devlete inancın/bağlılığın artırılması) bakımından resmi elbiselilerin aşkı karşımıza çıkmaya başladı.

Anlaşıldığı üzere Ergenekon Terör Örgütü’nün ifşasından söz ediyorum. Dava sanıklarının savunmalarının ortak özelliği olan ne yaptılarsa ‘… vatan için yaptık …’ söylemi her okuyanın dikkatini çekmiştir. ‘Vatan aşkı’nın gözlerini kör ettiği bu insanlara, aşkın anlatıldığı bir yazıda çok da bir şey söylenemez gibi geliyordu. Aşkın her türlüsü uğrunda çaba harcandıkça değerlidir ve değer verilmelidir. Fakat Ergenekon davası biraz boy vermeye başlayınca anlaşıldı ki bu insanlar aşkı da tam olarak yaşayamıyorlar. Aşkları uğruna, halk nezdinde, işlediklerine kesin gözüyle bakılan bunca faili meçhul cinayet, asit kuyularında yakma, zindanlarda işkencelerden sonra, bugün çıkıp inkâr edebiliyorlar. Aşkları uğruna yıllarca harcadıkları emeği şimdi inkâr ettikleri gibi, bedel ödemekten de kaçıyorlar. Yani bugün çıkıp “Ben vatana aşkımdan dolayı bunları yaptım. Eğer suçsa bu yaptıklarım, cezamı çekmeye hazırım” demelerini beklerken, cezadan kaçmak için türlü madrabazlık yapıyorlar.

Şöyle bir bakıldığında, örgütün yöneticisi olduğu düşünülenlerin de arasında olduğu toplam 13 sanık çeşitli gerekçelerle hastaneye kaldırılmış. Merdivenden düşenden tutun da şekeri-tansiyonu yükselene, siroz, kanser gibi nedenlerle hastaneye yatan yahut tahliye olan sanıkların bu hastalığa yakalanmaları veyahut hasta olmaları hemen herkeste görülebilir dense de, milyonda bir erkekte görülen meme kanseri vakasının sanıklar arasından çıkması sonrasında bu aşıklar adına insanın aklına müphem şeyler gelebiliyor.

Öte taraftan Türkiye sosyalist hareketi yelpazesinde kendini nimetten zannedenler arasında da ‘vatana aşk’ meşhurdur. Kürdistanlı komünistler olarak sürekli eleştirdiğimiz ‘Misak-ı Milli sınırlarını aşamayanlar’, ideolojik darlığa sahip ‘sosyalistler’, elleri-gözleri yakan sıcak savaşın sürdüğü Kürt coğrafyasında üç maymunu oynayanlar bunu yaparken kalplerindeki aşk çırpınışlarının nedeni ezilen Kürt halkından ziyade Türk devletinin bekası olsa gerek!

Gerek sağ gerekse sol siyasetten aşkın üstümüze yapışmış halinin bu kadar kirli olduğu şu zamanda yürekleri(mizi) temiz tutmanın zor olduğunun bilincindeyiz. İnsanlar için doğrunun sosyalizmden/komünizmden geçtiğini, bunun da en narin tohumunun Kürdistan’da yeşermekte olduğunu söyleyen bizlerin işi herkesten çok daha zor. Çok daha zorluğu bu kirliliği temizleyip kendimizi tasvir etmekse, üzerimizdeki sorumluluğun farkındayız ve bu sorumluluğu paylaşmayı isteyen herkesi Kürdistan komünist/sosyalist hareketine davet ediyoruz.

                                                                           


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006