Gölgeye yumruk atmak / Yasin Yetişgen Yasin Yetişgen
NEWROZ
Şuna eminim ki, ‘hayır’cıların hepsi, ‘boykot’çuların da bir kısmı, anayasa değişikliği AKP değil de CHP eliyle yapılmış olsaydı oylarının rengi beyaz (evet) olacaktı.
12 Eylül Anayasası’nda ilk ciddi gediği açacak olan
değişiklik paketi, kimi maddelerin kısmi iptaliyle referanduma hazır. Anayasa
Mahkemesi’nden kısmi iptalle geçtikten sonra paketin aleyhinde ve lehinde
propagandalar da başladı. Yani ‘evet’çiler, ‘hayır’cılar ve ‘boykot’çular yavaş
yavaş ortaya çıkıyor. Aslında az çok kimin hangi saflarda yer alacağı açıktı.
Bizim açımızdan önemli olan, solun, komünistlerin ve
Kürtlerin hangi safta yer alacağı. Şöyle bir genel havaya baktığımızda üç
seçeneğin (evet, hayır ve boykot) üçünde de yer almaktalar. Türk solu çoğunlukla
hayır cephesinde yer almakla birlikte, paketi boykot edeceğini açıklayan
partiler de var. Şimdilik pakete evet desteği sadece DSİP’ten geldi.
Kürdistan’da ise iki seçenek (evet ve boykot) ön plana çıkıyor. Evet diyenler
HAK-PAR ve KADEP, boykot edeceğini açıklayan ise BDP. MESOP ise henüz resmi
açıklamasını yapmış değil. Ama kanımca ‘evet’e yakın.
Sol Kemalist ideolojinin
kapsamında
12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan anayasada, büyük
olmasa da ilk ciddi değişiklik anlamına gelen bu pakete hayır diyenlerin hemen
hemen hepsi iki gerekçe öne sürüyor. Birincisi, bu değişikliğin 12 Eylül
Anayasası’nı değiştirmediği; ikincisi ise bu değişikliğin anayasayı AKP
anayasasına dönüştürdüğü iddiası. Diğer bir deyişle, bu değişiklikle birlikte
AKP devleti ele geçirmek istiyor belirlemesi.
Türkiye sosyalist hareketinin düştüğü içler acısı durumu
bu referandum, daha da öncesinde AKP’nin hükümet olması ortaya çıkarmıştı.
Diyelim ki AKP devleti ele geçirmek istiyor. Peki ele geçirmek istediği devlet
sizin elinizde mi? AKP devleti sizin elinizden mi almak istiyor, yoksa 80 yıldır
devleti yöneten asker ve onun sivil uzantıları olan CHP, yargı ve bürokratizmin
mi elinden almak istiyor? Evet, sizinle hem fikirim, AKP (burjuvazi) devleti ele
geçirmek istiyor. Ama eline geçirmek istediği devlet şu an kimin elinde? Sizin
elinizde olmadığı da kesin. Hani siz bu devlete karşı idiniz. Arkadaşlarınızı bu
yolda feda etmediniz mi? Arkadaşlarınız ne için öldü? Peki şimdi bu devleti,
hele de 12 Eylül faşist darbesinin ürünü olan anayasayı neden savunuyorsunuz?
“Savunmuyoruz” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman değişikliğe neden karşısınız?
10 yıllık AKP hükümeti sizi 80 yıllık Kemalist devletten daha mı çok korkutuyor?
Her şeyi bir kenara bırakalım, akıl var mantık var; diyelim ki pakette yer alan
maddeler emekçiler ve Kürtler için hiçbir şey ifade etmiyor (tam olarak öyle
olmasa da), peki pakette yer alan maddelerin hangisi anayasada karşılığı olan
maddelerin hangisinden daha geri? Her şeyi bir kenara bıraktık, geçici 15.
maddenin kaldırılmasının sadece AKP’ye faydasının olduğunu nasıl düşünürsünüz?
Kaldırılmasına nasıl karşı çıkarsınız? Türk solu olarak neredeyse devlet kadar
yaşınız var, ama ya siyaseti hala öğrenememişsiniz ya da sizin siyasetiniz oldum
olası Kemalist ideolojinin kapsama alanında.
Açın programlarınızı ve burjuva demokratik talepler
bölümüne bakın, paketle ne kadar ters. Eğer paketle paralel değişiklik
talepleriniz varsa ya programınızın gereklerini yerine getirin ya da açık açık
deklare edin statükonun değişmesini istemediğinizi.
Sol AKP’den rahatsız olduğu kadar statükodan rahatsız
olmadı
Bir yarım yüzyıldır Türkiye’deki sosyalistler/komünistler
kapitalizme karşı mücadele ettiler, daha doğrusu ettiklerini zannettiler.
Mücadele ettikleri aslında burjuvazinin sadece gölgesinden başka bir şey
değildi. Dolayısıyla gölgeye sallanan yumruklar da boşa gitti. Neden boşa gitti?
Çünkü bu ülkede burjuvazi hiçbir zaman iktidar olamadı. Burjuvazi askerin ve
bürokratizmin tasmasıyla hareket etti. Asker ne kadar izin verdiyse o kadar
iktidar sahibi oldu. Daha da açık bir ifade ile söylersek: Türkiye’de burjuvazi
iktisadi anlamda iktidarda yer aldı, ama siyasi olarak iktidarda hiçbir zaman
yer alamadı. Burjuvazinin bir kısmı daha yeni yeni orta burjuvazi ile birlikte
siyasi iktidarı da almak için mücadele ediyor denilebilir. Burjuvazi, askere ve
sivil uzantılarına daha önce söyleyemediğini bugün dillendiriyor; “meclis benden
oluşuyorsa, ülkedeki bütün güçleri de ben yönetirim” diyor. İşte bu gerçeklikten
dolayı komünistler boşa yumruk salladı. Karşısında olduğunu düşündüğü düşman
aslında karşısında değildi. Esas düşman ise gölgeyi hareket ettiren asker ve
onun sivil diktasından başka bir şey değildi.
Dün bu pozisyon emperyalist devletlerin de işine
geliyordu. Ama bugün öyle değil. Emperyalizm için artık AKP daha iyi bir
figürandı ve öyle de oldu. ABD başta olmak üzere AB ve diğerleri artık
Türkiye’de statükoyu koruyan asker ve onun uzantılarını iktidarda görmek
istemiyor. Peki neyi istiyor? Ortadoğu’da her açıdan güvenebileceği ve sorunsuz
bir ülkeyi. Bunun için de sorun ve krizlerle yürüyen statükocu anlayışın
yıkılması, dağılması gerekiyor.
Boykot üçüncü seçenek
olamaz
Kendilerini üçüncü yol olarak nitelendiren boykotçulara
gelince… Boykot bir kaçıştır. Boykot net olmamaktır. Hem siyasi yasal bir parti
olacaksınız, meclise girmek gibi bir çabanız olacak, hem de mecliste hazırlanan
bir anayasa paketinde boykota gideceksiniz. Sonuçta bu anayasa değişikliği kabul
edilse de edilmese de boşa çıkacak olan yine boykotun kendisi olacaktır. Çünkü
sizin aynı platforma (meclise) şimdilik üçüncü seçeneği getirme şansınız yok.
Boykotla %50’leri bulma şansınız hiç yok. Ama evet ya da hayır derseniz olmasını
istediğiniz şeye katkıda bulunmuş olacaksınız. Boykotla üçüncü seçeneğe de
katkınız olmayacak.
Lafı hiç uzatmaya gerek yok; siz bu paketin çıkmasını
istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Hem hergün sokağa çıkın “darbeciler
yargılansın” deyin hem de geçici 15. maddenin kaldırılmasını öngören maddenin
bulunduğu paketi boykota gidin. Ya siz ne yaptığınızı bilmiyorsunuz ya da halkla
dalga geçiyorsunuz.
Kemalist rejimin tabanından bir delik açmaya
EVET
Evet, başta da söylediğim gibi bu paket emekçi halk ve
Kürtler için fazla bir şey ifade etmese bile, Türkiye’nin kısmen de olsa
demokratikleşmede bir adım daha ileri gitmesi anlamına gelmektedir. Bu işin
başını AKP çekiyor diye az da olsa demokratikleşmeye karşı çıkılamaz. Halkın
hakkı için yapılan şeyi kimin yaptığına değil, yapılanın ne olduğuna
bakılmalıdır.
Şuna eminim ki, ‘hayır’cıların hepsi, ‘boykot’çuların da
bir kısmı, anayasa değişikliği AKP değil de CHP eliyle yapılmış olsa idi
oylarının rengi beyaz (evet) olacaktı. Solda sistem karşıtlığı AKP karşıtlığına
dönüştü.
Bu değişiklik paketi tabii ki 12 Eylül Anayasası’nın
özüne dokunmamaktadır. Ama küçük de olsa Kemalist rejimin tabanından bir delik
açmaktadır. Ne kadar yeterli bulmasak da bu paket için tek seçeneğimiz ‘EVET’
olmalı.
SAYI:138 Print  |