Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Gölgeye yumruk atmak / Yasin Yetişgen
Yasin Yetişgen

NEWROZ

Şuna eminim ki, ‘hayır’cıların hepsi, ‘boykot’çuların da bir kısmı, anayasa değişikliği AKP değil de CHP eliyle yapılmış olsaydı oylarının rengi beyaz (evet) olacaktı.

12 Eylül Anayasası’nda ilk ciddi gediği açacak olan değişiklik paketi, kimi maddelerin kısmi iptaliyle referanduma hazır. Anayasa Mahkemesi’nden kısmi iptalle geçtikten sonra paketin aleyhinde ve lehinde propagandalar da başladı. Yani ‘evet’çiler, ‘hayır’cılar ve ‘boykot’çular yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Aslında az çok kimin hangi saflarda yer alacağı açıktı.

Bizim açımızdan önemli olan, solun, komünistlerin ve Kürtlerin hangi safta yer alacağı. Şöyle bir genel havaya baktığımızda üç seçeneğin (evet, hayır ve boykot) üçünde de yer almaktalar. Türk solu çoğunlukla hayır cephesinde yer almakla birlikte, paketi boykot edeceğini açıklayan partiler de var. Şimdilik pakete evet desteği sadece DSİP’ten geldi. Kürdistan’da ise iki seçenek (evet ve boykot) ön plana çıkıyor. Evet diyenler HAK-PAR ve KADEP, boykot edeceğini açıklayan ise BDP. MESOP ise henüz resmi açıklamasını yapmış değil. Ama kanımca ‘evet’e yakın.

 

Sol Kemalist ideolojinin kapsamında

 

12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan anayasada, büyük olmasa da ilk ciddi değişiklik anlamına gelen bu pakete hayır diyenlerin hemen hemen hepsi iki gerekçe öne sürüyor. Birincisi, bu değişikliğin 12 Eylül Anayasası’nı değiştirmediği; ikincisi ise bu değişikliğin anayasayı AKP anayasasına dönüştürdüğü iddiası. Diğer bir deyişle, bu değişiklikle birlikte AKP devleti ele geçirmek istiyor belirlemesi.

Türkiye sosyalist hareketinin düştüğü içler acısı durumu bu referandum, daha da öncesinde AKP’nin hükümet olması ortaya çıkarmıştı. Diyelim ki AKP devleti ele geçirmek istiyor. Peki ele geçirmek istediği devlet sizin elinizde mi? AKP devleti sizin elinizden mi almak istiyor, yoksa 80 yıldır devleti yöneten asker ve onun sivil uzantıları olan CHP, yargı ve bürokratizmin mi elinden almak istiyor? Evet, sizinle hem fikirim, AKP (burjuvazi) devleti ele geçirmek istiyor. Ama eline geçirmek istediği devlet şu an kimin elinde? Sizin elinizde olmadığı da kesin. Hani siz bu devlete karşı idiniz. Arkadaşlarınızı bu yolda feda etmediniz mi? Arkadaşlarınız ne için öldü? Peki şimdi bu devleti, hele de 12 Eylül faşist darbesinin ürünü olan anayasayı neden savunuyorsunuz? “Savunmuyoruz” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman değişikliğe neden karşısınız? 10 yıllık AKP hükümeti sizi 80 yıllık Kemalist devletten daha mı çok korkutuyor? Her şeyi bir kenara bırakalım, akıl var mantık var; diyelim ki pakette yer alan maddeler emekçiler ve Kürtler için hiçbir şey ifade etmiyor (tam olarak öyle olmasa da), peki pakette yer alan maddelerin hangisi anayasada karşılığı olan maddelerin hangisinden daha geri? Her şeyi bir kenara bıraktık, geçici 15. maddenin kaldırılmasının sadece AKP’ye faydasının olduğunu nasıl düşünürsünüz? Kaldırılmasına nasıl karşı çıkarsınız? Türk solu olarak neredeyse devlet kadar yaşınız var, ama ya siyaseti hala öğrenememişsiniz ya da sizin siyasetiniz oldum olası Kemalist ideolojinin kapsama alanında.

Açın programlarınızı ve burjuva demokratik talepler bölümüne bakın, paketle ne kadar ters. Eğer paketle paralel değişiklik talepleriniz varsa ya programınızın gereklerini yerine getirin ya da açık açık deklare edin statükonun değişmesini istemediğinizi.

 

Sol AKP’den rahatsız olduğu kadar statükodan rahatsız olmadı

 

Bir yarım yüzyıldır Türkiye’deki sosyalistler/komünistler kapitalizme karşı mücadele ettiler, daha doğrusu ettiklerini zannettiler. Mücadele ettikleri aslında burjuvazinin sadece gölgesinden başka bir şey değildi. Dolayısıyla gölgeye sallanan yumruklar da boşa gitti. Neden boşa gitti? Çünkü bu ülkede burjuvazi hiçbir zaman iktidar olamadı. Burjuvazi askerin ve bürokratizmin tasmasıyla hareket etti. Asker ne kadar izin verdiyse o kadar iktidar sahibi oldu. Daha da açık bir ifade ile söylersek: Türkiye’de burjuvazi iktisadi anlamda iktidarda yer aldı, ama siyasi olarak iktidarda hiçbir zaman yer alamadı. Burjuvazinin bir kısmı daha yeni yeni orta burjuvazi ile birlikte siyasi iktidarı da almak için mücadele ediyor denilebilir. Burjuvazi, askere ve sivil uzantılarına daha önce söyleyemediğini bugün dillendiriyor; “meclis benden oluşuyorsa, ülkedeki bütün güçleri de ben yönetirim” diyor. İşte bu gerçeklikten dolayı komünistler boşa yumruk salladı. Karşısında olduğunu düşündüğü düşman aslında karşısında değildi. Esas düşman ise gölgeyi hareket ettiren asker ve onun sivil diktasından başka bir şey değildi.

Dün bu pozisyon emperyalist devletlerin de işine geliyordu. Ama bugün öyle değil. Emperyalizm için artık AKP daha iyi bir figürandı ve öyle de oldu. ABD başta olmak üzere AB ve diğerleri artık Türkiye’de statükoyu koruyan asker ve onun uzantılarını iktidarda görmek istemiyor. Peki neyi istiyor? Ortadoğu’da her açıdan güvenebileceği ve sorunsuz bir ülkeyi. Bunun için de sorun ve krizlerle yürüyen statükocu anlayışın yıkılması, dağılması gerekiyor.

 

Boykot üçüncü seçenek olamaz

 

Kendilerini üçüncü yol olarak nitelendiren boykotçulara gelince… Boykot bir kaçıştır. Boykot net olmamaktır. Hem siyasi yasal bir parti olacaksınız, meclise girmek gibi bir çabanız olacak, hem de mecliste hazırlanan bir anayasa paketinde boykota gideceksiniz. Sonuçta bu anayasa değişikliği kabul edilse de edilmese de boşa çıkacak olan yine boykotun kendisi olacaktır. Çünkü sizin aynı platforma (meclise) şimdilik üçüncü seçeneği getirme şansınız yok. Boykotla %50’leri bulma şansınız hiç yok. Ama evet ya da hayır derseniz olmasını istediğiniz şeye katkıda bulunmuş olacaksınız. Boykotla üçüncü seçeneğe de katkınız olmayacak.

Lafı hiç uzatmaya gerek yok; siz bu paketin çıkmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Hem hergün sokağa çıkın “darbeciler yargılansın” deyin hem de geçici 15. maddenin kaldırılmasını öngören maddenin bulunduğu paketi boykota gidin. Ya siz ne yaptığınızı bilmiyorsunuz ya da halkla dalga geçiyorsunuz.

 

Kemalist rejimin tabanından bir delik açmaya EVET

 

Evet, başta da söylediğim gibi bu paket emekçi halk ve Kürtler için fazla bir şey ifade etmese bile, Türkiye’nin kısmen de olsa demokratikleşmede bir adım daha ileri gitmesi anlamına gelmektedir. Bu işin başını AKP çekiyor diye az da olsa demokratikleşmeye karşı çıkılamaz. Halkın hakkı için yapılan şeyi kimin yaptığına değil, yapılanın ne olduğuna bakılmalıdır.

Şuna eminim ki, ‘hayır’cıların hepsi, ‘boykot’çuların da bir kısmı, anayasa değişikliği AKP değil de CHP eliyle yapılmış olsa idi oylarının rengi beyaz (evet) olacaktı. Solda sistem karşıtlığı AKP karşıtlığına dönüştü.

Bu değişiklik paketi tabii ki 12 Eylül Anayasası’nın özüne dokunmamaktadır. Ama küçük de olsa Kemalist rejimin tabanından bir delik açmaktadır. Ne kadar yeterli bulmasak da bu paket için tek seçeneğimiz ‘EVET’ olmalı.

SAYI:138


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006