BİZE AŞK OLSUN!.. / Rıdvan SESLİ Rıdvan SESLİ
NEWROZ
Tarihin örgüsü hızla
ilerliyor. Bizler bu ilerleme karşısında ciddi deneyimler kazanıyoruz.
Yarınımızı, dünden edindiğimiz bilgiler sayesinde şekillendiriyoruz. Geçen
yüzyıl gerek dünya komünist hareketi için, gerekse de özgülümüzde biz
Kürdistanlı komünistler/sosyalistler için engin bir mirasa sahip. Bu mirastan
çıkardığımız/çıkaracağımız derslerle önümüzü bulmaya çalışıyoruz.
Kürdistan’da açık-meşru bir
komünist parti için geçenlerde Antep’te MESOP salonunda iki günlük bir toplantı
gerçekleştirdik. Bu iki günlük süre içersinde hem son siyasal gelişmelerle
ilgili hem de özgülümüzde yapmak istediğimiz şeylerle ilgili kararlar aldık. Bu
kararlarla ilgili kadınından erkeğine, yaşlısından gencine herkes kendi özgün
fikirlerini belirtti, konuştu. Birçok yoldaşın altını çizerek belirttiği
sosyalist demokrasi ilkesi tam olarak uygulandı.
Orada konuşmamda
söylemiştim, yeniden belirteyim. Bizler hayırlı bir iş yapıyoruz. Bu tek başına
Kürdistanlı yoksulların partisini kurmak istediğimizden de değil, komünist bir
partinin siyasete getireceği düzey ve denge için de hayırlı bir iş yapıyoruz.
Aynı şey Kürt/Kürdistan siyaseti için de geçerli. Çünkü Kürt siyaseti
alabildiğine kendi içine gömülmüş, hepi topu 15-20 kelimeyle siyaset yapacak
düzeye gelmiştir ne yazık ki. Kürt siyaseti, felsefeden, tarihten ve daha
bilumum sosyal bilimden uzaklaşmış bir seviyeye gelmiştir. Mevcut Kürt
siyasetinin bu halihazırdaki durumu, bırakın dünya insanlığını, Kürtleri bile
ileri taşıyacak durumda değildir. Bu yüzden açık bir komünist partinin varlığı
dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da mevcut Kürt siyasetine bir basınç
uygulayarak kendisine gelmesini sağlayacaktır. Yine bu yüzden bile olsa bizim bu
tavrımızın Kürt/Kürdistanlı aydınlar, siyasetçiler tarafından hakkının doğru
teslim edilmesi gerekiyor.
Keza birçoğuna göre
“Wallahi yapabilene aşk olsun” bir şeyi yapıyoruz. Herkesin, daha söze başlar
başlamaz “yaw bu zamanda komünistlik” diye şaşkınlığını ifade ettiği “deliliği”
sürdürüyoruz. Doğrudur, dünyada sosyalizmin ciddi anlamda prestij kaybettiği,
siyasetin bir adım sağa kaydığı, birçoklarının minderi terk ettiği bir zamanda
hala ilerlemeden, onurdan, aydınlanmadan, eşitlik ve özgürlükten söz ederek
delilik, çılgınlık yapıyoruz. Evet bize aşk olsun! Aşkla bu işi yapıyoruz…
Memleketin dört bir
yanından gelen, geçmişte farklı aidiyetlere sahip yoldaşlarla yeni bir “biz”i,
yeni bir örgüt kültürünü oluşturmaya çalışıyoruz. Gelin diyoruz gelin, kendini
Kürdistanlı komünist/sosyalist olarak tanıtanlar, yeni bir aydınlanmanın, yeni
örgüt kültürünün şekillenmesini isteyenler, hala eşitlik ve özgürlükte ısrar
edenler, hala iradesini, beynini, kalbini şefine, sekreterine, başkanına havale
etmemiş olanlar… Gelin Kürdistan’da açık bir parti için gücümüzü birleştirelim.
Elimizi, vicdanımızı, beynimizi, kalbimizi buluşturalım. Kendi partimizi
kuralım. Bu çağrımız, gücümüzün-takatımızın kalmadığı anlamına gelmiyor. Bu
çağrımız, on yıllardır edinilen siyasal/pratik deneyimlerimizden süzülerek
dilimizle buluşuyor. Bu çağrımız, Marksizm temeli üzerinde şekillenen bütün
zenginliklerin tek bir parti çatısı altında buluşabileceğine, bir arada ortak
düşman olan kapitalizme karşı mücadele verebileceğimize inandığımız bir felsefi
anlayışa sığdığı için yapılıyor.
Elbette hem kapitalizme
karşı mücadele hem de özgülümüzde sömürgeciliğe karşı verdiğimiz ulusal özgürlük
mücadelesi, sözün ötesinde bir pratiğe ihtiyaç duymaktadır. Partileşme adımları
bu sözün ötesinde atılan ilk adımlardır. Bu bilinçle hareket etmenin vermiş
olduğu iç huzurunu yaşıyoruz.
Sonuç olarak, bize “aşk
olsun”! Ne kadar övünsek azdır. Print  |