İNSANLARI SEVECEKSİN / Rıfat OKU Rıfat OKU
NEWROZ
Romanın yazarı Erich Paul Remarque,
Osnabrück’te Roma Kilisesi’ne bağlı Katolik bir ailede doğdu. Babası Peter
Remark bir basımevi ustasıydı. Osnabrück arşivlerinde bulunan nüfus kayıtlarına
göre, 17.yy'da ihtilalde Katoliklere yapılan baskılar yüzünden Fransa'dan göç
etmişlerdi. Bir süre Münster Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Genç yaşında birçok
kez yaralandığı I. Dünya Savaşı’na katılmak zorunda kaldı. Savaştan sonra
öğretmenlik, taşçılık ve Berlin’de bir tekerlek firması için test sürücülüğü
yaptı. 1931'de İsviçre'ye yerleşti. 1933'te, Naziler eserlerini yaktılar ve
yasakladılar. 1938'de Alman vatandaşlığından çıkarıldı ve 1939'da Amerika
Birleşik Devletleri'ne göç etti. 1958 yılında evlenen Remarque, 72 yaşında
Locarno-İsviçre'deki Sant Agnese kliniğinde aylardır acı çektiği anevrizmadan
dolayı öldü.
Remarque,
romanlarında savaşın acımasız yüzünü yalın, süslemesiz bir dille anlatır. Okul
sıralarından koparılıp cepheye, ölümlere itilmiş gencecik insanlar, ilk anların
sersemliğinden kısa sürede kurtulunca, acı gerçeklerle yüzleşiyorlar. Yurt
sevgisi, milliyetçilik sözlerinin narkozundan kısa sürede kurtulup
toparlanırlar, nasıl da aldatılmış olduklarını kavrarlar. Cephe savaşlarını anlattığı birçok
romanının yanı sıra, “İnsanları Seveceksin” adlı romanında ise cephe savaşının
bambaşka yüzünü anlatıyor.
“İnsanları
Seveceksin” adlı romanında Remarque, Alman faşizminin Yahudi kıyımı döneminde
memleketten memlekete atılan, şehirden şehre kaçan, saklanan, yakalanan, gene
kaçan, seven-sevilen bir vatansızın hayatını anlatıyor. Kapitalizmde sistemin
kaymağını yiyen Yahudi mülklüler sınıfının Nazizm ve etkisi ile beraber nasıl da
ezen-ezilen çelişkisini kavradığını ince bir dille anlatan yazar, kürk mantonun
aç bir beden için satılacak kelepirden başka bir şey ifade etmeyeceğini
okuyucularına gösteriyor.
Yazarın
“İnsanları Seveceksin” adlı romanı, orijinal (Almanca) dilinde ilkin 1939
yılında basılmasından günümüze kadar birçok dile çevrildi. Kitabın Türkçe tam 12
baskı yapması, bu coğrafyanın yaşamını da dillendirdiğini, bu coğrafyada
yaşayanların da kendilerini ya da en azından yaşamlarının bir parçasını romanda
gördüklerini göstermiştir. İlk baskısı Burhan Apad’ın çevirisiyle Akba
Kitapevi’nden çıkan eser, daha sonraki yıllarda Burhan Apad ve Esad Nermi’nin
çeşitli yayınevlerindeki çevirileriyle basıldı. En son 2004 yılında Bordo-Siyah
Yayınları tarafından okuyucularıyla
buluşturuldu.
Print  |