Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Cam bardaklar kırılacak!* / Kıyasettin Aslan
Kıyasettin Aslan

NEWROZ



 

 

“Diren ki yar olasın…”

Frederik Beigbeder

 

İçinde yaşadığımız toplumda kapitalizm sömürü ve baskı rejimlerini devam ettirmek için emekçileri “körleştirmek, sağırlaştırmak, dilsizleştirmek” istiyor. İstiyor ki emekçiler gerçekleri görmesinler, duymasınlar, dile getirmesinler. Aslında tek bir amacı var: Bu sömürü ve baskı düzeni devam etsin.

 

Bu nedenle yazılı, görsel, sözlü, resimli çeşitli araçlarla yalnız göze değil, kulağa da hitap ederek, işçi sınıfı başta olmak üzere tüm emekçilerin beyinlerini yıkamak, gözleri önüne perdeler çekmek istiyorlar. Yalanlarıyla, sömürü ve baskı düzenini gizleyen, sömürüyü kolaylaştıran, meşrulaştıran propaganda ve ajitasyonlarıyla emekçileri oyalayıp aldatmak, kandırmak, uyutmak istiyorlar.

 

Ve bu oyalama, aldatma, kandırma, uyutma çabası beşikten mezara kadar devam edecek. Bu amaçla üretilmiş ninniler, masallar, oyuncaklar, programları iktidardaki kapitalistlerin ve ağaların çıkarlarına göre düzenlenen okullar, gazeteler, dergiler, kitaplar, broşürler, türküler, şarkılar, radyo ve televizyonlar, sinemalar, tiyatrolar, kahvehaneler, stadyumlar, reklamlar, devlet güdümlü sendikalar... Yalan söylüyorlar.

 

İlkokulda “Uyu uyu, yat uyu” ile okuma-yazma öğretiyorlar. “Böyle gelmiş böyle gider” atasözünü ezberletiyorlar. Bu propaganda ve ajitasyon ile büyüyen bir işçi, bir kamu emekçisi işine gitmek üzere dolmuşa bindiğinde teypte şu kaset çalıyor: Böyle gelmiş, böyle gidecek...

 

Ve bu radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde kapitalistler yani patronlar, işçi sınıfının haklarına saldırıyorlar. Asgari ücretlerin, kıdem tazminatlarının, ücret zamlarının yüksekliğinden yakınıyorlar. “Ücret emeğin fiyatıdır, hayat pahalılığı ücret zamlarından doğar” yalanlarını savuruyorlar. İşçileri “Bu ülke için seve seve…” diyerek tehdit ediyorlar, yeni yeni tuzaklar kuruyorlar.

 

Öte yandan yine bu araçlarla devlet güdümlü sendikalar, “İşçiler henüz bilinçlenmediler, bilinçlenince siyaset yapacaklar” diyerek, işçileri fiili ve meşru mücadeleden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

 

Ama dünya değişiyor. Tüm ülkelerin işçileri gibi Türkiye işçi sınıfı da değişiyor, gelişiyor, bilinçleniyor. Patronların, toprak ağalarının gözler önüne sermek istedikleri perdeleri birer birer yırtmaya, ekonomik ve siyasi mücadeleyi bilinçli bir şekilde sürdürebilmek için kapitalist sömürü mekanizmasının nasıl işlediğini derinlemesine öğrenmeye çalışıyorlar. Fiili ve meşru mücadeleyi pratikte kazanmaya çalışıyorlar.

 

Yaşamda bilgi sahibi olmak, bir kavgada silah sahibi olmak demektir. Sermayeye karşı, kapitalizme karşı güçlü bir siyasal ve ekonomik mücadele verebilmeleri için işçilerin ve emekçilerin içinde yaşadıkları toplumu çok iyi tanımaları, kapitalist sömürü mekanizmasını çok iyi tanımaları gerekir.

“Bu rejim değişmelidir” diyen işçi ve emekçiler, kapitalist sistemin ne olduğunu, kapitalizmin hangi esaslar üzerine kurulduğunu ayrıntılarıyla kavramak zorundadır. Sınıflar nasıl ortaya çıkmıştır? İnsan toplumları nasıl gelişmiştir? Kapitalizm nedir? Sömürü nedir? İşçiler-emekçiler bunları açık seçik kavramalıdır. Siyasal ve ekonomik krizleri, bu krizlerin nasıl ortaya çıktığını derinlemesine kavramalıdır. Yaşadığımız toplumda sömürünün işçi sınıfından, tüm emekçilerden nasıl gizlenmek istendiği, işçilerin ve emekçilerin kafalarında yer etmelidir. Çünkü bilen insan korkmaz. Bilgiçlik taslamak için değil, dünyayı değiştirmek için öğrenecektir işçi sınıfı.

 

Türkiye’de de insani değerler olan hak ve özgürlükler mücadelesinin yükseltilmesi umuduyla…

 

*Fıratta Yaşam Gazetesi, Sayı: 130, 24 Aralık 2001


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006