Cam bardaklar kırılacak!* / Kıyasettin Aslan Kıyasettin Aslan
NEWROZ
“Diren ki yar
olasın…”
Frederik
Beigbeder
İçinde
yaşadığımız toplumda kapitalizm sömürü ve baskı rejimlerini devam ettirmek için
emekçileri “körleştirmek, sağırlaştırmak, dilsizleştirmek” istiyor. İstiyor ki
emekçiler gerçekleri görmesinler, duymasınlar, dile getirmesinler. Aslında tek
bir amacı var: Bu sömürü ve baskı düzeni devam etsin.
Bu
nedenle yazılı, görsel, sözlü, resimli çeşitli araçlarla yalnız göze değil,
kulağa da hitap ederek, işçi sınıfı başta olmak üzere tüm emekçilerin
beyinlerini yıkamak, gözleri önüne perdeler çekmek istiyorlar. Yalanlarıyla,
sömürü ve baskı düzenini gizleyen, sömürüyü kolaylaştıran, meşrulaştıran
propaganda ve ajitasyonlarıyla emekçileri oyalayıp aldatmak, kandırmak, uyutmak
istiyorlar.
Ve bu
oyalama, aldatma, kandırma, uyutma çabası beşikten mezara kadar devam edecek. Bu
amaçla üretilmiş ninniler, masallar, oyuncaklar, programları iktidardaki
kapitalistlerin ve ağaların çıkarlarına göre düzenlenen okullar, gazeteler,
dergiler, kitaplar, broşürler, türküler, şarkılar, radyo ve televizyonlar,
sinemalar, tiyatrolar, kahvehaneler, stadyumlar, reklamlar, devlet güdümlü
sendikalar... Yalan söylüyorlar.
İlkokulda “Uyu uyu, yat uyu” ile okuma-yazma öğretiyorlar. “Böyle
gelmiş böyle gider” atasözünü ezberletiyorlar. Bu propaganda ve ajitasyon ile
büyüyen bir işçi, bir kamu emekçisi işine gitmek üzere dolmuşa bindiğinde teypte
şu kaset çalıyor: Böyle gelmiş, böyle
gidecek...
Ve bu
radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde kapitalistler yani patronlar, işçi
sınıfının haklarına saldırıyorlar. Asgari ücretlerin, kıdem tazminatlarının,
ücret zamlarının yüksekliğinden yakınıyorlar. “Ücret emeğin fiyatıdır, hayat
pahalılığı ücret zamlarından doğar” yalanlarını savuruyorlar. İşçileri “Bu ülke
için seve seve…” diyerek tehdit ediyorlar, yeni yeni tuzaklar kuruyorlar.
Öte
yandan yine bu araçlarla devlet güdümlü sendikalar, “İşçiler henüz
bilinçlenmediler, bilinçlenince siyaset yapacaklar” diyerek, işçileri fiili ve
meşru mücadeleden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.
Ama
dünya değişiyor. Tüm ülkelerin işçileri gibi Türkiye işçi sınıfı da değişiyor,
gelişiyor, bilinçleniyor. Patronların, toprak ağalarının gözler önüne sermek
istedikleri perdeleri birer birer yırtmaya, ekonomik ve siyasi mücadeleyi
bilinçli bir şekilde sürdürebilmek için kapitalist sömürü mekanizmasının nasıl
işlediğini derinlemesine öğrenmeye çalışıyorlar. Fiili ve meşru mücadeleyi
pratikte kazanmaya çalışıyorlar.
Yaşamda bilgi sahibi olmak, bir kavgada silah sahibi olmak demektir.
Sermayeye karşı, kapitalizme karşı güçlü bir siyasal ve ekonomik mücadele
verebilmeleri için işçilerin ve emekçilerin içinde yaşadıkları toplumu çok iyi
tanımaları, kapitalist sömürü mekanizmasını çok iyi tanımaları
gerekir.
“Bu
rejim değişmelidir” diyen işçi ve emekçiler, kapitalist sistemin ne olduğunu,
kapitalizmin hangi esaslar üzerine kurulduğunu ayrıntılarıyla kavramak
zorundadır. Sınıflar nasıl ortaya çıkmıştır? İnsan toplumları nasıl gelişmiştir?
Kapitalizm nedir? Sömürü nedir? İşçiler-emekçiler bunları açık seçik
kavramalıdır. Siyasal ve ekonomik krizleri, bu krizlerin nasıl ortaya çıktığını
derinlemesine kavramalıdır. Yaşadığımız toplumda sömürünün işçi sınıfından, tüm
emekçilerden nasıl gizlenmek istendiği, işçilerin ve emekçilerin kafalarında yer
etmelidir. Çünkü bilen insan korkmaz. Bilgiçlik taslamak için değil, dünyayı
değiştirmek için öğrenecektir işçi sınıfı.
Türkiye’de de insani değerler olan hak ve özgürlükler mücadelesinin
yükseltilmesi umuduyla…
*Fıratta
Yaşam Gazetesi, Sayı: 130, 24 Aralık 2001 Print  |