Yapay gündemler sorun çözmez / Cemil CAN Cemil CAN
NEWROZ
Devletin “açılım” konusundaki esas niyeti kitleler tarafında anlaşıldıkça, devlet güçlerinin sahte gündem yaratma oyunları çoğalmaya başladı. Bu güçler şimdi Kürt mücadelesine karşı dağları ateşe verecek kadar pervasızlaşmaktala
Devletin “açılım” konusundaki esas niyeti kitleler tarafında
anlaşıldıkça, devlet güçlerinin sahte gündem yaratma oyunları çoğalmaktadır. Bu
güçler Kürt mücadelesine karşı dağları ateşe verecek kadar pervasızlaşmaktalar.
Egemen güçlerin bu saldırgan tutumlarının esas nedeni, Kürt sorununun ciddiyeti
ve haklılığı karşısında, kendilerinin çağ dışı politikalarından
kaynaklanmaktadır.
Dikkat edilirse “açılım” gündemli politikaların, başta Kürtler olmak
üzere ezilen kitleler için tatmin edici olmadığı, bir yıl geçtikten sonra daha
net anlaşıldı. Bir yıl boyunca umut vaat eden tartışmalarla kitlelerde iyimser
bir havanın esintisi yürekleri serinleştiriyordu. Devletin hükümet kesimi bu
esintiden en fazla yarar sağlayan taraf oldu. Hükümetin bu durumdan uzun süre
faydalanmak için, zaman zaman doğru sözlerle muhalefet kesimine sataşmalarına
tanık olduk. Liberal kesimlerin “sorunun çözümüne saatler kaldı” savını ileri
sürecek kadar bu serin esintiden etkilendiklerini hep beraber gözlemledik. Bu
esintinin Kürt cephesinde de etkisi hissedilir
derecedeydi.
Çok iyi biliniyor ki, tüm bu iyimser ortama rağmen Kürtlerin özgürlük
mücadelesine karşı devlet güçlerinin saldırılarında hiçbir değişiklik olmadı.
Tam tersine, en acımasız saldırılar bu dönemde gerçekleşti. AKP, halkımızın
deyimiyle “hem nalına hem de mıhına vurma” politikasıyla ikiyüzlü icraatlarını
gizlemeye çalıştı. Yine, “analar ağlamasın” politikasını dillendirirken, aynı
zamanda anaların çığlığının feryada dönüşeceği saldırılara ve karşılıklı saldırı
zemininin doğmasına tüm olanaklarıyla yolu açtı. Bu konuda başarılı oldukları
inkar edilemez. PKK’nin tavrındaki değişiklikle beraber kitlelerde karşılıklı
gerilimin arttığı rahatlıkla görülmektedir. Devlet güçleri bu durumdan az
zararla sıyırmak için habire yeni gündemler oluşturmaya çalışmaktadırlar.
Anaların çığlıkları arasında kitlelerin dikkatini öz gündemden uzaklaştırmak pek
kolay olmuyor. Egemen kesimlerin, özellikle de son iki aydan beri tüm çaba ve
ayak oyunlarına rağmen durumu idare etmekte oldukça zorlandıklarını rahatlıkla
görebilmekteyiz.
Tüm çabalarına rağmen, oluşturmaya çalıştıkları gündemler kitlelere mal
edilememekte, en tartışmalı gündemleri dahi ancak birkaç hafta sürebilmektedir.
Yapay gündemler ezilen kitleleri pek ilgilendirmemekte; böyle olduğu için de
deyim uygun düşerse, egemenlerin değişik çıkar klikleri kendileri çalıp
kendileri oynamak zorunda kalmaktadırlar. En iyi becerdikleri politika
milliyetçi duygularla kitleleri germeye çalışmak olmasına rağmen, bu politikanın
etkisi de belli dönemler kabarsa bile, sonradan normal seviyeye dönülmektedir.
Daha çok da muhalefetin bu yönlü çabası pek işe yaramamaktadır. Bu
‘vatansever’ güçlerin derdi sorunun çözümü değil, sorundan nemalanmaktır; insan
ölümü onların sadece propagandalarına malzeme olmaktadır. Bu acı gerçek,
insanlığın günümüzdeki sistem tarafından ne hale düşürüldüğüne dair en berrak
örnektir. Ölüm+Kan+Gözyaşı=Siyasi Çıkar. İşte günümüz sisteminin Türkiye’deki
yansıması.
***
Devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla değişik çıkar ve amaçlar için
oluşturmaya çalıştığı şu gündemlere baktığımızda, devlet cephesindeki çıkmazı
daha rahat anlarız. “Kürt Açılımı”, “Demokratik haklar”, “Alevi açılımı”, “Romen
açılımı”, “Ergenekon sorunu”, “Ermeni sorunu” gibi Türk devletinin tabusu
sayılan konulardaki genel tartışmaları ve gelinen sonucu hep beraber izledik ve
gelişmeler paralelinde değerlendirmelerimizi yaptık. Bunun için de işin bu
kısmını es geçelim.
Anayasa değişiklik önerisi ve sonrasında egemen kliklerin birbirlerini
yemelerine rağmen, halkın konuya karşı duyarlılığı ortadadır. Çünkü gerçekten
yapılmaya çalışılan değişikliklerden halkın ciddi bir çıkarı
yoktur.
‘Baykal kaseti’ tartışması; Baykal gibi ünlü bir devlet sahibinin
koltuğunu terk etmek zorunda bırakılması olayı, halkımızın gündeminde kaç gün
kalma özelliğine sahip olabildi?
Tüm allama-pullama faaliyetlerine rağmen, kurtarıcı olarak keşfedilip
piyasaya sürülen ‘Gandi Kemal’ halkımızı ne kadar etkiledi? Devlet bu hamleyle
hedeflediğini yakalayabildi mi? Seçimlerde bu durum daha net
anlaşılacaktır.
Yapay gündem olduğu hemen anlaşılan İsrail krizindeki onca ölüye rağmen,
dini duyguları güçlü olan kesimlerin bile kaçı şimdi o konuyu
tartışmaktadır?
Liderlerin cephede çökme-ayakta durma militanlığı halkın kaçının ilgi
alanına girdi?
Burada bir parantez açıp, General Başbuğ’un hakkını teslim etmemiz
gerekiyor. Kendi cephesinde belki de en dolaysız biçimde, aslında o kesimlerde
herkesin düşünüp söylemediği düşünceyi açıktan söyledi. General Başbuğ’un, Kürt
milletvekilleri nezdinde Kürt halkına “Dağa çıkın” (‘çünkü size başka yaşam
alternatifi tanımayız’ anlamında) açıklaması oldu. General’in bu “açık
sözlülüğü”ne rağmen bu itirafın etkisi dahi fazla sürmedi. Çünkü Başbuğ’un kısa
süre sonra sarayına çekileceği herkes tarafından
bilinmektedir.
Liderlerin daha yoğun bir savaş amaçlı görüşme turlarının, basının tüm
çabasına rağmen halkın gündeminde ilgi gördüğünü kim
söyleyebilir?
Zaten hükümet devleti temsilen, Kürt sorununu çözme noktasında bir
Milliyet yazarının deyimiyle: “Daha çok asker yığma, daha çok karakol, daha çok
sınır ötesi harekat, daha ateşli nutuklarla işin halledileceğini sanmaya
başladı.” Ki yaşanan pratik bu mantığı fazlasıyla deşifre
etmektedir.
Egemen cephenin bugün birlikte yapay gündem oluşturma çabalarına rağmen,
ezilen emekçi yığınların, Kürt halkının her şart altında hak isteme mücadelesi
devam etmektedir. Bu gerçek gündemde ısrar, olumlu bir
duruştur.
Son dönemlerde Kürt sosyalistlerinin/komünistlerinin de, tüm olumsuz
şartlara rağmen sınıfsal duruştaki çabaları takdire şayandır. Tüm olumsuz
şartlara rağmen, unutmamak gerekir ki sistemin üzerinde şekillendiği temel yasa
“toplumsal üretim ile bireysel gasp” arasındaki çelişkidir. Dünya halklarının,
çağın gerçekliğini yakalayarak, başka bir toplumsal yaşam şeklinin mümkün olduğu
bilincine varmalarıyla sorunların çözümü hız kazanacaktır. Bu perspektifle,
ortalığın toz-dumanla kaplandığı ve günü birlik yapay gündemlerle kitlelerin
kafasının karıştırılmaya çalışıldığı bir dönemde Kürt emekçilerinin kendi ulusal
ve sınıfsal gündemleriyle örgütlenme çabaları küçümsenemez. Doğrunun her dönem
ve her şart altında galip geleceği savı mutlaklaştırılamasa da, geleceği
kazanmak için doğruda ısrar etmek en gerçekçi yoldur.
Print  |