Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Yapay gündemler sorun çözmez / Cemil CAN
Cemil CAN

NEWROZ

Devletin “açılım” konusundaki esas niyeti kitleler tarafında anlaşıldıkça, devlet güçlerinin sahte gündem yaratma oyunları çoğalmaya başladı. Bu güçler şimdi Kürt mücadelesine karşı dağları ateşe verecek kadar pervasızlaşmaktala

Devletin “açılım” konusundaki esas niyeti kitleler tarafında anlaşıldıkça, devlet güçlerinin sahte gündem yaratma oyunları çoğalmaktadır. Bu güçler Kürt mücadelesine karşı dağları ateşe verecek kadar pervasızlaşmaktalar. Egemen güçlerin bu saldırgan tutumlarının esas nedeni, Kürt sorununun ciddiyeti ve haklılığı karşısında, kendilerinin çağ dışı politikalarından kaynaklanmaktadır.

Dikkat edilirse “açılım” gündemli politikaların, başta Kürtler olmak üzere ezilen kitleler için tatmin edici olmadığı, bir yıl geçtikten sonra daha net anlaşıldı. Bir yıl boyunca umut vaat eden tartışmalarla kitlelerde iyimser bir havanın esintisi yürekleri serinleştiriyordu. Devletin hükümet kesimi bu esintiden en fazla yarar sağlayan taraf oldu. Hükümetin bu durumdan uzun süre faydalanmak için, zaman zaman doğru sözlerle muhalefet kesimine sataşmalarına tanık olduk. Liberal kesimlerin “sorunun çözümüne saatler kaldı” savını ileri sürecek kadar bu serin esintiden etkilendiklerini hep beraber gözlemledik. Bu esintinin Kürt cephesinde de etkisi hissedilir derecedeydi.

Çok iyi biliniyor ki, tüm bu iyimser ortama rağmen Kürtlerin özgürlük mücadelesine karşı devlet güçlerinin saldırılarında hiçbir değişiklik olmadı. Tam tersine, en acımasız saldırılar bu dönemde gerçekleşti. AKP, halkımızın deyimiyle “hem nalına hem de mıhına vurma” politikasıyla ikiyüzlü icraatlarını gizlemeye çalıştı. Yine, “analar ağlamasın” politikasını dillendirirken, aynı zamanda anaların çığlığının feryada dönüşeceği saldırılara ve karşılıklı saldırı zemininin doğmasına tüm olanaklarıyla yolu açtı. Bu konuda başarılı oldukları inkar edilemez. PKK’nin tavrındaki değişiklikle beraber kitlelerde karşılıklı gerilimin arttığı rahatlıkla görülmektedir. Devlet güçleri bu durumdan az zararla sıyırmak için habire yeni gündemler oluşturmaya çalışmaktadırlar. Anaların çığlıkları arasında kitlelerin dikkatini öz gündemden uzaklaştırmak pek kolay olmuyor. Egemen kesimlerin, özellikle de son iki aydan beri tüm çaba ve ayak oyunlarına rağmen durumu idare etmekte oldukça zorlandıklarını rahatlıkla görebilmekteyiz.

Tüm çabalarına rağmen, oluşturmaya çalıştıkları gündemler kitlelere mal edilememekte, en tartışmalı gündemleri dahi ancak birkaç hafta sürebilmektedir. Yapay gündemler ezilen kitleleri pek ilgilendirmemekte; böyle olduğu için de deyim uygun düşerse, egemenlerin değişik çıkar klikleri kendileri çalıp kendileri oynamak zorunda kalmaktadırlar. En iyi becerdikleri politika milliyetçi duygularla kitleleri germeye çalışmak olmasına rağmen, bu politikanın etkisi de belli dönemler kabarsa bile, sonradan normal seviyeye dönülmektedir.

Daha çok da muhalefetin bu yönlü çabası pek işe yaramamaktadır. Bu ‘vatansever’ güçlerin derdi sorunun çözümü değil, sorundan nemalanmaktır; insan ölümü onların sadece propagandalarına malzeme olmaktadır. Bu acı gerçek, insanlığın günümüzdeki sistem tarafından ne hale düşürüldüğüne dair en berrak örnektir. Ölüm+Kan+Gözyaşı=Siyasi Çıkar. İşte günümüz sisteminin Türkiye’deki yansıması.

 

***

 

Devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla değişik çıkar ve amaçlar için oluşturmaya çalıştığı şu gündemlere baktığımızda, devlet cephesindeki çıkmazı daha rahat anlarız. “Kürt Açılımı”, “Demokratik haklar”, “Alevi açılımı”, “Romen açılımı”, “Ergenekon sorunu”, “Ermeni sorunu” gibi Türk devletinin tabusu sayılan konulardaki genel tartışmaları ve gelinen sonucu hep beraber izledik ve gelişmeler paralelinde değerlendirmelerimizi yaptık. Bunun için de işin bu kısmını es geçelim.

Anayasa değişiklik önerisi ve sonrasında egemen kliklerin birbirlerini yemelerine rağmen, halkın konuya karşı duyarlılığı ortadadır. Çünkü gerçekten yapılmaya çalışılan değişikliklerden halkın ciddi bir çıkarı yoktur.

‘Baykal kaseti’ tartışması; Baykal gibi ünlü bir devlet sahibinin koltuğunu terk etmek zorunda bırakılması olayı, halkımızın gündeminde kaç gün kalma özelliğine sahip olabildi?

Tüm allama-pullama faaliyetlerine rağmen, kurtarıcı olarak keşfedilip piyasaya sürülen ‘Gandi Kemal’ halkımızı ne kadar etkiledi? Devlet bu hamleyle hedeflediğini yakalayabildi mi? Seçimlerde bu durum daha net anlaşılacaktır.

Yapay gündem olduğu hemen anlaşılan İsrail krizindeki onca ölüye rağmen, dini duyguları güçlü olan kesimlerin bile kaçı şimdi o konuyu tartışmaktadır?

Liderlerin cephede çökme-ayakta durma militanlığı halkın kaçının ilgi alanına girdi?

Burada bir parantez açıp, General Başbuğ’un hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Kendi cephesinde belki de en dolaysız biçimde, aslında o kesimlerde herkesin düşünüp söylemediği düşünceyi açıktan söyledi. General Başbuğ’un, Kürt milletvekilleri nezdinde Kürt halkına “Dağa çıkın” (‘çünkü size başka yaşam alternatifi tanımayız’ anlamında) açıklaması oldu. General’in bu “açık sözlülüğü”ne rağmen bu itirafın etkisi dahi fazla sürmedi. Çünkü Başbuğ’un kısa süre sonra sarayına çekileceği herkes tarafından bilinmektedir.

Liderlerin daha yoğun bir savaş amaçlı görüşme turlarının, basının tüm çabasına rağmen halkın gündeminde ilgi gördüğünü kim söyleyebilir?

Zaten hükümet devleti temsilen, Kürt sorununu çözme noktasında bir Milliyet yazarının deyimiyle: “Daha çok asker yığma, daha çok karakol, daha çok sınır ötesi harekat, daha ateşli nutuklarla işin halledileceğini sanmaya başladı.” Ki yaşanan pratik bu mantığı fazlasıyla deşifre etmektedir.

Egemen cephenin bugün birlikte yapay gündem oluşturma çabalarına rağmen, ezilen emekçi yığınların, Kürt halkının her şart altında hak isteme mücadelesi devam etmektedir. Bu gerçek gündemde ısrar, olumlu bir duruştur.

Son dönemlerde Kürt sosyalistlerinin/komünistlerinin de, tüm olumsuz şartlara rağmen sınıfsal duruştaki çabaları takdire şayandır. Tüm olumsuz şartlara rağmen, unutmamak gerekir ki sistemin üzerinde şekillendiği temel yasa “toplumsal üretim ile bireysel gasp” arasındaki çelişkidir. Dünya halklarının, çağın gerçekliğini yakalayarak, başka bir toplumsal yaşam şeklinin mümkün olduğu bilincine varmalarıyla sorunların çözümü hız kazanacaktır. Bu perspektifle, ortalığın toz-dumanla kaplandığı ve günü birlik yapay gündemlerle kitlelerin kafasının karıştırılmaya çalışıldığı bir dönemde Kürt emekçilerinin kendi ulusal ve sınıfsal gündemleriyle örgütlenme çabaları küçümsenemez. Doğrunun her dönem ve her şart altında galip geleceği savı mutlaklaştırılamasa da, geleceği kazanmak için doğruda ısrar etmek en gerçekçi yoldur.

 

 

 

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006