Bir sen eksiktin Kılıçdaroğlu! / Hasan ŞAHİNGÖZ Hasan Şahingöz
NEWROZ
Aleviler on yıllardır uğradıkları haksızlıkları,
gördükleri baskıları, kendilerine yaşatılan sorun ve sıkıntıları dile
getiriyorlar. Birileri de çıkıp “Açılım” adı altında “sorunlarınızı çözeceğiz”
diyor. Alevilerin uğradıkları haksızlıklar, gördükleri baskı, karşı karşıya
kaldıkları sorun ve sıkıntılar karşısında Kılıçdaroğlu ne diyor? Şöyle
diyor:
“İnançlarınızı sömürüyorlar!”
Kürtler on yıllardır kendilerine karşı yürütülen inkar ve
imha politikalarına karşı direniyorlar. Kimlikleri ile yaşamak, ana dillerinde
özgürce konuşmak, yaşamları ve gelecekleri üzerinde söz sahibi olmak,
kendilerini kendileri tayin etmek istiyorlar. Birileri de çıkıp “Açılım” adı
altında “sorunlarınızı çözeceğiz” diyor. Kürtlerin uğradığı, on yıllardır karşı
karşıya kaldıkları inkar ve imha politikaları karşısında Kılıçdaroğlu ne diyor?
Şöyle diyor:
“Bizi ayrıştırıyorlar!”
Kısacası Kılıçdaroğlu, artık ipliği pazara çıkmış, resmi
devlet temsilcilerinin ve kurumlarının bile savunamayacağı bir hale gelmiş inkar
ve imha politikalarına “Devam!” diyor.
Bilmeyen var mı bilmiyorum; Kılıçdaroğlu hem Alevi hem de
Kürt! Dolayısıyla Kılıçdaroğlu, devletin tüm gücü ile uygulamaya, sonuç almaya
kalkıştığı, ama başaramadığı, söylemde de olsa vazgeçmek zorunda kaldığı inkar
ve imha politikalarına sıkı sıkı sarılarak sadece Kürt ve Alevilerin varlığını,
karşı karşıya kaldıkları haksızlıkları, uğradıkları baskı ve zulmü inkar etmekle
kalmıyor, kendi aslını da inkar ediyor.
Ödülünü de alıyor; bürokrasi içindeki yaşantısında genel
müdürlük, siyaset yaşantısında genel başkanlık koltuklarına oturtuluyor. Kendi
halkına zulmedenlere biat ettikçe yükseliyor.
Artık korkudan mı, yoksa koltuk-makam sevdasından mıdır
bilinmez, gerçeklerle birlikte aslını da inkar ettiğinden üzerinde durabileceği
bir kök bulamıyor. Kravatı birilerinin elinde, nereye çekilse oraya gidiyor.
Önüne kim neyi koyarsa onu konuşup onu söylüyor. Öyle ki, hazırlıksız,
yönlendirilmemiş bir halde yakalandığında ne yapacağını şaşırıyor.
Gazeteciler soruyor: “Kongrede giydiğiniz gömlek 500
liraymış, öyle mi?” Kılıçdaroğlu cevap veriyor: “Bu niye sorun oluyor,
anlamadım.”
Gazeteciler soruyor: “Gülen’in İsrail’e arka çıkması
konusunda ne düşünüyorsunuz?” Kılıçdaroğlu cevap veriyor: “Olay henüz çok sıcak,
anlamadım.”
Gazeteciler soruyor: “Kürt sorunu konusunda ne
düşünüyorsunuz?”
Kılıçdaroğlu cevap veriyor: “Etnik köken neden sorun
oluyor, anlamadım.”
Yarın biri çıkıp, çocuklarını göstererek, “Bunlar sizin
mi?” diye sorar, Kılıçdaroğlu da “Benim, ama nasıl oldular anlamadım” diye cevap
verirse, eh artık şaşırmamak gerekir.
Adama bakıp konuşmalarını dinlerken, içinde bulunduğu
durum ve yüzüne yansıyan ruh hali nedeniyle acıyacağınızı mı yoksa güleceğinizi
mi bilemiyorsunuz. Öyle zavallı ki, isteseniz bile kızamıyorsunuz... Print  |