Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

Bir sen eksiktin Kılıçdaroğlu! / Hasan ŞAHİNGÖZ
Hasan Şahingöz

NEWROZ



 

 

Aleviler on yıllardır uğradıkları haksızlıkları, gördükleri baskıları, kendilerine yaşatılan sorun ve sıkıntıları dile getiriyorlar. Birileri de çıkıp “Açılım” adı altında “sorunlarınızı çözeceğiz” diyor. Alevilerin uğradıkları haksızlıklar, gördükleri baskı, karşı karşıya kaldıkları sorun ve sıkıntılar karşısında Kılıçdaroğlu ne diyor? Şöyle diyor:

“İnançlarınızı sömürüyorlar!”

Kürtler on yıllardır kendilerine karşı yürütülen inkar ve imha politikalarına karşı direniyorlar. Kimlikleri ile yaşamak, ana dillerinde özgürce konuşmak, yaşamları ve gelecekleri üzerinde söz sahibi olmak, kendilerini kendileri tayin etmek istiyorlar. Birileri de çıkıp “Açılım” adı altında “sorunlarınızı çözeceğiz” diyor. Kürtlerin uğradığı, on yıllardır karşı karşıya kaldıkları inkar ve imha politikaları karşısında Kılıçdaroğlu ne diyor? Şöyle diyor:

“Bizi ayrıştırıyorlar!”

Kısacası Kılıçdaroğlu, artık ipliği pazara çıkmış, resmi devlet temsilcilerinin ve kurumlarının bile savunamayacağı bir hale gelmiş inkar ve imha politikalarına “Devam!” diyor.

Bilmeyen var mı bilmiyorum; Kılıçdaroğlu hem Alevi hem de Kürt! Dolayısıyla Kılıçdaroğlu, devletin tüm gücü ile uygulamaya, sonuç almaya kalkıştığı, ama başaramadığı, söylemde de olsa vazgeçmek zorunda kaldığı inkar ve imha politikalarına sıkı sıkı sarılarak sadece Kürt ve Alevilerin varlığını, karşı karşıya kaldıkları haksızlıkları, uğradıkları baskı ve zulmü inkar etmekle kalmıyor, kendi aslını da inkar ediyor.

Ödülünü de alıyor; bürokrasi içindeki yaşantısında genel müdürlük, siyaset yaşantısında genel başkanlık koltuklarına oturtuluyor. Kendi halkına zulmedenlere biat ettikçe yükseliyor.

Artık korkudan mı, yoksa koltuk-makam sevdasından mıdır bilinmez, gerçeklerle birlikte aslını da inkar ettiğinden üzerinde durabileceği bir kök bulamıyor. Kravatı birilerinin elinde, nereye çekilse oraya gidiyor. Önüne kim neyi koyarsa onu konuşup onu söylüyor. Öyle ki, hazırlıksız, yönlendirilmemiş bir halde yakalandığında ne yapacağını şaşırıyor.

Gazeteciler soruyor: “Kongrede giydiğiniz gömlek 500 liraymış, öyle mi?” Kılıçdaroğlu cevap veriyor: “Bu niye sorun oluyor, anlamadım.”

Gazeteciler soruyor: “Gülen’in İsrail’e arka çıkması konusunda ne düşünüyorsunuz?” Kılıçdaroğlu cevap veriyor: “Olay henüz çok sıcak, anlamadım.”

Gazeteciler soruyor: “Kürt sorunu konusunda ne düşünüyorsunuz?”

Kılıçdaroğlu cevap veriyor: “Etnik köken neden sorun oluyor, anlamadım.”

Yarın biri çıkıp, çocuklarını göstererek, “Bunlar sizin mi?” diye sorar, Kılıçdaroğlu da “Benim, ama nasıl oldular anlamadım” diye cevap verirse, eh artık şaşırmamak gerekir.

Adama bakıp konuşmalarını dinlerken, içinde bulunduğu durum ve yüzüne yansıyan ruh hali nedeniyle acıyacağınızı mı yoksa güleceğinizi mi bilemiyorsunuz. Öyle zavallı ki, isteseniz bile kızamıyorsunuz...


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006