Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 28
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
MESOP


Bilgilendirme


Links

İŞÇİ SINIFI, DEVRİM VE GRUPÇULUK-1* / Kıyasettin Aslan
Kıyasettin Aslan

NEWROZ



 

 

“Biz işçi sınıfının birleşik cephesinden yana ve sınıf düşmanına karşı olduğumuz sürece, ne şahıslara, ne bir örgüt ya da partiye, hiç kimseye saldırmayacağız. Buna karşılık, işçilerin eylem birliğini köstekleyen şahısları, örgütleri ve partileri eleştirmek, proleteryanın ve onun davasının menfaati icabıdır, görevimizdir.”

(Dimitrov)

 

 

1- GRUPÇULUĞUN SINIF KÖKENLERİ

 

Devrimci hareket içinde, gerçekten devrim isteği taşıyan ve bu doğrultuda mücadele eden bütün içten unsurları rahatsız eden siyasi grupçuluğun, özellikle de bu örgütsel anlayıştan can alan sekterliğin, kendini beğenmişliğin toplumsal ve ideolojik dayanaklarını küçük burjuva yapısında aramalıyız. Grupçu olmak ya da olmamak isteğe bağlı bir olay değildir; belirleyici olan maddi koşullardır, grup yapısında ısrar edenlerin sınıfsal içeriğidir.

Küçük burjuvazinin örgütlenme anlayışındaki kısırlık ve bağnazlık, kaynağını küçük üretim temelinde biçimlenmiş küçük burjuva dünya görüşünden alır. Çöken ve eriyen bir sınıf, doğası gereği telaşlı, kaypak ve saldırgan olur. Küçük burjuva, işçilere ve emekçi kitlelere karşı küçümseyici, kendini beğenmiş ve bağnazdır. O, hiçbir zaman proleterleşmeyi ve proletaryanın davasını bir amaç olarak önüne koymaz. Zengin olma, sınıf değiştirme umudu ise süreklidir; bu umut onu sisteme ve burjuvaziye karşı teslimiyetçi yapar. Onlarla en küçük çıkarları için uzlaşmalara girmekten çekinmez.

Bütün dünya devrimlerinin deneyimleri, çöken sınıflardan biri olan küçük burjuvazinin, tutarlı bir örgütlenme anlayışına sahip olmadığını, disiplinli ve sağlam bir tutumu benimseyemediğini göstermektedir. Bir yandan emperyalistlerin, küçük burjuvazinin baskısı, öte yandan gelişen ve güçlenen, şu ya da bu sınıfın kuyruğuna takılmanın çıkmazını kavrayan ve bağımsız bir güç olarak kendini var eden devrimci proletaryanın saflarında çözülmeler olur. Bu süreçte proletaryanın devrimci saflarına yüzeysel devrimci heveslerle ve binbir hayalle katılan bir takım unsurlar, beraberlerinde küçük burjuva özelliklerini ve zaaflarını da götürürler. İlişki kurdukları emekçi unsurları, kendi kavrayışları temelinde biçimlendirmeye çalışırlar; fakat proletaryanın maddi koşulları, proletaryanın tarihi mücadelesinin bilimsel mirasları, küçük burjuva anlayışları mahkum edecek deneyimleri ve bilgileri proletaryaya ve onun devrimcilerine ulaştırır.

Küçük burjuva siyasi çizgi, örgütsel alanda görünümü ve adı ne olursa olsun, içeriği anlamında grup biçiminde yansır. Yani adı “parti”de olsa, özü itibariyle gruptur, siyasi olarak grupçudur. “Parti” adı, kendi grubunun kendi kendine parti ilan etmesinden başka bir şeyi ifade etmez.

Grupçuluk anlayışı, küçük burjuva mülkiyet ve rekabet anlayışı temelinde, küçük burjuvaziye özgü hastalıklı duygularla beslenir.

Dünya devrimci hareketi bize, küçük burjuva anlayışını aşamamış unsurların, çoğu kez partinin oluşturulması ve inşası süreci içinde bile kariyerist ve grupçu yapılanma ve eğilimlerini sinsice koruduklarını ve parti içinde siyasi hiziplerin kaynağını oluşturduklarını öğretir. Günümüzde, grupçu bir ruhla eğitilen grup taraftarları içinde, grup içinde grup oluşturma eğilimleri açıkça görülmektedir. Grupları sürekli huzursuz kılan nedenlerin başında grup içi çelişkilerin keskinleşmesi gelmektedir. Her grup bir diğerinin çöktüğünün, kendilerinin ise geliştiğinin propagandasını yapmaktadır. Kişiler bir gruptan diğerine geçtikçe, nitelikleri ne olursa olsun övgüye layık görülmekte ve itibar sahibi edilmektedir. En olumsuz unsurlar için bile grup kapıları ardına kadar açıktır.

Devrimci proletarya, proletarya devrimi yolunda uzun bir tarihi dönemi ve toplumsal pratiğin her alanını kapsayan sınıf savaşları içinde, her tipten özel mülkiyet duygusunu, bu duyguların etki ve kalıntılarını, bu duygu ve düşüncelerin örgütsel temelini oluşturan gruplaşmaları, hizipleşmeleri, can aldıkları mülkiyet biçimleriyle birlikte bir daha hortlamamak üzere yerle bir ederek zafere ulaşacaktır. Çünkü devrimci proletarya, düşmanlarını yenebilmek için grup öncülüğünü değil, partinin öncülüğünü zorunlu ön koşul olarak görür. Ayrıca, yalnızca proletaryanın öncülüğü ile de düşmanı yenemeyeceğini çok iyi bilir.

 

 

2- GRUPÇULUK, ‘SOL KÜÇÜK BURJUVA ANLAYIŞ’IN İFADESİDİR

 

Sınıf mücadelesinin yükselişi, bütün sınıfları, özellikle de burjuvaziyle proletaryayı, son hesaplaşma için her konuda hazırlığa, cepheler kurmaya, mücadele organ ve silahlarını yeniden gözden geçirmeye iter. Devrimci saflarda, mücadelenin belli bir aşamasına dek grupların varlığı doğaldır; hatta kaçınılmazdır. Grupları yetersiz kılacak, onları birleşmeye zorlayacak koşullar henüz gelişmemiştir. Bu dönem kavrayış, arayış ve geçiş dönemidir. Gruplar, olanakları elverdiğince sınıf mücadelesinin yaygınlaşmasına, siyasal ve toplumsal gerçeklerin açıklanmasına da yardımcı olurlar. Ve kabaca da olsa olumlu veya olumsuz anlamda safların berraklaşmasına hizmet ederler. Ama öyle bir tarihi dönem gelir ki, bir siyasi grup, adı ister “parti”, ister “demokratik kitle örgütü”, isterse bir yayın çevresinde “örgütlenmiş” insan topluluğu olsun, içeriği anlamında, gerçek bir proletarya partisi karşısında, onun gelişmesinin ve mücadelesinin önünde bir grup olarak kaldıkça, proletaryanın ve ezilen emekçi kitlelerin devrimci mücadelesine zarar verir.

Doğaldır ki, devrimci süreç içerisinde, bütün istek ve dileklere karşın, bir takım gruplar varlıklarını sürdürmeye çalışacaklardır; birden çok “parti” de olacaktır. Hatta bazı grupların varlığı, olumsuz, bireyci, bozguncu unsurları bağrında toplayacağı için, devrimci hareketin saflarından atılmışları bir mıknatıs duyarlılığıyla kendi çevresinde toparlayacağı için, devrim güçlerinin arınması açısından yararlı da olacaktır. Kuşkusuz değişmez tek gerçek, devrime partinin damgasını vurabilecek partinin tek olacağıdır. Öte yandan, devrim kendisine yararlı olan her kıpırtıyı, her eylemi ve katkıyı, hangi biçimsel yapıdan gelirse gelsin, özenle kucaklayacaktır. Bu kucaklama işlemini doğru ve her eylemi birbiriyle bağlantısı içerisinde değerlendirecek olan partidir. Parti ilk elden, çeşitli grup yapıları içine dağılmış proleter devrimcilerin grup yapıları içine sığmamaları sonucu, kitleler içinde önderlik niteliklerini kazanmış ileri unsurlarla, bağımsız devrimcilerle devrimci bir program temelinde ilkeli birleşimini emreder. Parti, proletaryanın yeni bir dünya kurma savaşımı içinde pişmiş (başlangıçta çeşitli zaaflar taşımış olsalar bile) en ileri, en bilinçli, en deney sahibi fedakâr unsurların Marksist-Leninist ideoloji ve teori temelinde birliği demektir. Devrimini gerçekleştiren bütün ülkelerde genellikle böyle olmuştur. Küçük küçük Marksist gruplar, bağımsız devrimciler mücadele içinde birleşmişler ve proletaryanın partisini oluşturmuşlardır. Burjuvaziye ve her türden gericiliğe karşı mücadelede, olumsuzluklardan ve zaaflardan alabildiğince arınarak, siyasi, ideolojik ve örgütsel inşayı gerçekleştirmişlerdir. Kitlelere önderlik etme görevlerini yerine getirerek devrimi başarıya ulaştırmışlardır.

Bir partinin ya da bir grubun siyasi çizgisinin niteliğini belirleyen temel ölçüt, ülkedeki toplumsal, ekonomik ve siyasi yapıyı doğru değerlendirip değerlendirmemesi, objektif koşullara en uygun subjektif etkenleri oluşturup oluşturmaması, bu doğrultuda sağlıklı adımlar atıp atmaması, sınıflar arası ilişkileri ve çelişkileri doğru değerlendirip değerlendirmemesi, sloganlarının doğruluğuna kitleleri kendi deneyimleriyle inandırıp inandırmaması, kitlelerle canlı bağlar kurup kurmaması, kısacası Marksizm-Leninizm’in evrensel gerçeği ile ülkenin somut devrimci durumunu yaratıcı bir biçimde birleştirip birleştirememesidir.

 

* Fıratta Yaşam Gazetesi, Sayı: 139, 4 Mart 2002


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006