TEVKURD; sorunları ve geleceği / S. Çiftyürek S. Çiftyürek
NEWROZ
TEVKURD siyasi bir proje olarak doğru, hatta atılması geç kalınmış bir adımdır. Burada sorun yok. Ama her doğru siyasal proje hayatta vücut bulur diye bir genel kural da yoktur.
TEVKURD adı, ulusal demokratik hareket yönünden kapsayıcı
olduğu kadar ağırlığı da olan bir ad. TEVKURD’ün açılımı olarak Kürt Ulusal
Birlik Hareketi gibi bir ismin politik, örgütsel gereklerini yerine getirmek
kolay değildir. TEVKURD bu zorluğu farklı açılardan sürekli yaşadı,
yaşıyor.
TEVKURD’ün sorunları, elbette aşılması gereken sorunları,
kongre ortamına bırakılmadan bugünden merkezi, yerel, her düzeyde ele alınıp
tartışılmalıdır. Bu tartışmayı TEVKURD bileşenleri hem kendi özgün
platformlarında hem de TEVKURD resmi platformlarında sürdürmelidirler. Yoksa
sorunlar ve çözüm arayışları, “nasıl olsa kongreye gidiyoruz” denilip kongrenin
kendisine bırakılırsa, orada hiçbir şeyi çözemeyiz. Aslında TEVKURD birkaç ay
öncesinden, yani kongre tarihinin belirlendiği andan itibaren kongre sürecine
girmişti. O günden itibaren kongre hazırlık çalışmaları sürdürülmeliydi. Ama çok
önceden belirlenmiş olmasına rağmen, kongre hazırlık komisyonunun ancak birkaç
gün önce toplanabildiğini öğrendim. Geç kalındı, fakat işler bir parça sıkı ele
alınırsa ve zaman geçirmeden herkes şimdiden tartışma ve arayış sürecine
girerse, zamandan kaynaklı gecikme de telafi
edilebilir.
Bir
şeyi tekrar da olsa belirteyim; TEVKURD siyasi bir proje olarak doğru, hatta
atılması geç kalınmış bir adımdır. Burada sorun yok. Ama her doğru siyasal
proje, her doğru politik ve örgütsel adım hayatta vücut bulur diye bir genel
kural da yoktur. Halkların, toplumların, sınıfların ve de partilerin tarihi,
sadece yanlışların değil, yanı sıra bazen doğruların da mezarlığı olmuştur.
Demek istediğim, ideolojik-politik olarak doğru kurgulamış olmak, bir
siyasal-örgütsel projenin başarısı için tek başına yeterli değildir. Başarı için
doğru kurgulamış olmanın yanı sıra başka faktörler de gereklidir. TEVKURD
sorunlarının çözümünü ele alırken bunu gözden ırak
tutmayalım.
Kuzey Kürdistan’daki ulusal demokratik birlik arayışları
sürecinde önce KUDÇG, sonra program ve tüzüğün üretilmesiyle TEVKURD’e ulaşıldı.
Ancak belirli bir momentten sonra adım adım genişleyeceğine, tersine bir süreç
yaşandı. Süreçte TEVKURD daraldı. Hamle yapalım derken, tersine belli ölçüde
geriledik. Niçin?
Son
yıllarda toplantı gündemlerimizden birini daima TEVKURD oluşturdu. Belki daha
fazla oluşturmalıydı. Şimdi gerek TEVKURD’ün yaklaşan kongresi, gerekse bu
süreçte TEVKURD’ün çözülmesi gereken sorunlarının artmış olması nedeniyle daha
bir yoğunlukla TEVKURD’ü ve aşılması gereken sorunlarını ele almamız gerekiyor.
TEVKURD’ün sorunları açıklıkla ve tüm derinliğiyle ele alınmalı. Sorunların
tespitinde duygularımızı işin içine katmamaya özen göstermeliyiz. Elbette
duygusuz-ruhsuz bir siyaset de, TEVKURD de olmaz. Zaten ben de bundan söz
etmiyorum. Söylediğim şudur: TEVKURD’ün mevcut sorunları belirlenirken
duygularımız ya da olmasını istediklerimiz mevcut sorunlarımızı
perdelememelidir.
Öne çıkan belli başlı
sorunlar
Birincisi; TEVKURD gerek örgütlü ve bağımsız
kadrolarının toplamından olmak üzere kendi bileşenleri üzerinden olsun, gerekse
doğrudan kendi politik programı uğruna mücadele üzerinden olsun kitlelerle
buluşamadı. Bu açıdan fotoğrafın bütününe bakıldığında, sorun sadece TEVKURD’ün
kitlelerle buluşamaması değil, yanı sıra politize olmuş kitlelerin belli bir
siyasal akım tarafından sokakta yönlendirilmesi gibi bir durum var. Beğeniriz,
beğenmeyiz ayrı bir tartışma konusu, ama Kürdistan’da ulusal demokratik talepler
üzerinden politize olmuş kitleler bugün, TEVKURD ve onun örgütlü bileşenlerinin
etki alanının dışında hareket halindeler. Dahası sokak eylemliliğinin çıtasını
yükseltmesi nedeniyle de TEVKURD’ü
baskılamaktadır.
TEVKURD-kitle ilişkisinin sorunlu olması birçok şeyi
zincirleme etkilemektedir. Örneğin; hamle yapabilmesi için gelip yüzleştiği
sorunlardan biri olan salondan sokağa çıkamıyor ki, sorunlarının başında da bu
gelmektedir. Yine kitlesel dayanaktan yoksun olması nedeniyle politik
hedeflerini sokağa taşıyamıyor, dolayısıyla siyaset denklemine etkin giremiyor.
Bu da sorunlara yol açmaktadır. Yani TEVKURD’ün kitlesel dayanaktan yoksun oluşu
bir nevi sorunlarımızın anasını
oluşturmaktadır.
Öncelikle bunun bilincinde olarak diğer sorunlarımızı ele
almakta yarar vardır. Sürekli kendi kendimizi eleştiren tutum, giderek kendine
dönük haksız bir eleştirinin de ötesinde eleştirinin ağır bir yük oluşturmasına
da yol açıyor. Buna da dikkat etmekte yarar
var.
İster politik bir cepheye ilişkin olsun, ister politik
bir partiye dönük olsun, yığınlar ile siyasal kadroların bakışları farklıdır.
Kadrolar olguya ideolojik-politik olarak bakıp tutum alırken, kitleler ekonomik,
sosyal ve siyasal çıkarları, yani maddi çıkarları ekseninden bakar ve ona göre
tutum alırlar. Buradan bakıldığında, Kürt halkı maddi çıkarlarından hareketle
TEVKURD ile ilişkilenemiyor. Çünkü bu açıdan TEVKURD onlar için bugün somut bir
şey ifade etmiyor.
TEVKURD’ün kitle ilişkisi sorgulanırken, bir de ulusal
kurtuluş mücadelesinin mantığı ve TEVKURD programının öngörüleri açısından
bakmakta yarar vardır. Program özü itibarıyla bir cephe programıdır. Olması
gereken, Kürt ulusunun bünyesinde karşıt sınıf çıkarları olan sınıfların
kendilerini siyasal temsilcileri aracılığıyla TEVKURD’de temsil etmeleridir.
Ancak Kürt egemen sınıfları, özellikle büyük sermaye ve toprak burjuvazisi,
iktidar ve nimetleri kimin elindeyse onlar da oradalar. Daha somutta bunların
ezici çoğunluğu iktidar partisi AKP başta olmak üzere TC rejiminin partileri
safındalar. Ancak küçük ve orta işletmelerin bir kısmı, yerel iktidarı ellerinde
tutan BDP’yi desteklemektedirler. Geçerken burada bir tespitte de bulunmak
gerekiyor: Egemen sınıfları dikkate alan politik programlara ve çıkartılan
ısrarlı çağrılara rağmen, Kuzey Kürdistan’da ulusal demokratik hareketin hem
kitlesel hem de kadrosal gücünü esas olarak yoksullar, emekçiler oluşturmuştur.
Bundan sonra da bu tablo değişmeyecektir. TEVKURD neden kitlesel dayanak
bulamıyor sorusuna bir de buradan bakılmasında yarar
vardır.
İkincisi; TEVKURD kurgulanırken klasik cephe
yapılanmalarını bire bir tekrarlamadan, esas olarak Kürdistan’ın özgül
koşullarının ürünü olan bir yapılanma hedeflenmiş ve eksikleri olsa da bu
TEVKURD tüzüğü üzerinden somutlaşmıştı. Uzun tartışmaların ardından ulaşılan
model ana hatlarıyla doğruydu, bugün de doğruluğunu
koruyor.
Model ana hatlarıyla doğrudur demek, sorgulanacak,
gerektiğinde yeniden ele alınıp şekillendirilecek yönleri hiç olmayacak manasına
gelmez, gelmemelidir. Kongreye giderken pratiğimizin-pratiksizliğimizin toplamı
irdelendiğinde, ele alınması gereken sorunlardan biri yerel birimlerdir.
Başından beri tüzük ve özellikle yerel birimler yorucu bir tartışmaya neden
olmuştur, halen de olmaktadır. Üzerinde yapılan bunca tartışma ve arkalanan
bunca zamana rağmen yerel birimler alanında yaşanan sorunlar aşılamamıştır.
Bunun günahını tek başına, halen TEVKURD kurucu üyesi olan ve belli bir aşamadan
sonra yerel birimlere karşı çıkarak “merkezi kurumlar ve görevler dışında yerel
hiçbir birimde yer almayacağız” diyen bir siyasi harekete yüklemek de doğru
olmaz. Kongreye giderken yerel birimler sorununu sorgulayıcı olarak ele almamız
gerekiyor. Yerel birimler, kongre sonrasında başta Diyarbakır olmak üzere hiç
olmazsa 6-7 ilde kurulamayacaksa, yani kongre öncesi tartışmanın sonuçları bize
bu verileri az çok sunmayacaksa, o zaman kongre kararı ile yerel birimleri
tüzüksel zorunluluk olmaktan çıkarmak gerekir. Dünyanın sonu değil; iki kongre
arası bir dönemde yerel birimler olmadan TEVKURD faaliyetini sürdürmelidir.
Ayrıca her şeyi tüzük ile izah etmeye ya da her şeyi
illaki bir tüzük hükmü haline getirmeye de gerek yoktur. Bir tüzük hükmü
olmaktan çıkarılsa bile, doğal zemini ve dinamikleri olan ya da iradi bir
tutumla oluşturulacak olan her yerde yerel birimler için bir engel yoktur,
olmamalıdır da. Tüzük hükmü olmaktan çıkarılmış olmasına rağmen İstanbul ve
İzmir yerel birimleri devam etmek isterlerse, hatta yer tutup ayrı mekanlarla
varlıklarını sürdürmek isterlerse, buna kim kalkıp “siz tüzük dışı
davranıyorsunuz” diyerek karşı çıkacak? Amed, Mardin yeniden yerel birim
kurarsa, Antep, Malatya Urfa, Van dipten gelen bir ihtiyaç ve arayışla yerel
birimlere ulaşırsa, buna kim kalkıp “siz tüzüğü aşıyorsunuz” ya da “tüzük dışı
davranıyorsunuz” diye çıkışacaktır? Hiç kimse!
Ortadoğu çapında genellemek belki haksızlık olur ama biz
Kürtlerde tüzük ve programın genellikle kongreden kongreye hatırlandığı gerçeği
göz önüne alınırsa, her şeyi önceden belirlemek yerine, belki de fiiliyatın yani
hayatın kendisinin kuralları (tüzük hükümlerini) bir parça aşmasını bilinçli
olarak hedeflemek gerekir.
Üçüncüsü; büyük bir misyon yüklenerek çıkarılan
TEVKURD dergisi alanında yaşanan sorunlarımız da var. Derginin tabanda,
kadrolarda beklenen ilgiyi halen görmemesi ya da beklenen ilginin
yaratılamaması, dağıtım ve parasal sorunlar gibi sorunlarımız var. Ama bence bu
sorunları da kısmen besleyen ve dolayısıyla daha da önemli olan, derginin
niteliğidir. Dergide çıkan yazıların çoğunluğunun aynısı/benzeri eğer her gün X
ya da Y sitesinde hatta Kürt sitelerinin tümünde bolca yer alıyorsa -ki yer
aldığı kanaatimdeyim-, o zaman bu dergiye ne ihtiyaç var diye hepimizin oturup
düşünmesi lazım. Ben halen aynı görüşteyim; TEVKURD’ün ihtiyaç duyduğu dergi,
güncel politik yazılar ağırlıklı bir dergi değildir. Tersine, gücü, bileşenleri
ve sürecin niteliği dikkate alındığında, ihtiyaç duyulan ideolojik, felsefi
ağırlıklı bir dergidir. Böyle bir dergide nitelik sorunu daha çok yaşanacaktır
denilebilir. Evet, böyle bir ihtimal vardır, o zaman da çıkarmamak çıkarmaktan
daha iyi olur(!)
Bütün bunlardan hareketle TEVKURD dergisi yayınına son mu
vermeli? Hayır, bunu önermiyorum. Hani derler ya, sudan geçerken at
değiştirilemez misali, dördüncü sayı yayına hazırlanırken yayını durduralım
demek yanlış olur. Bu saatten sonra yapılacak olanların başında, yayın alanında
adım adım nitelik iyileştirmeleri başarabilmektir. Diğeri ise, TEVKURD
dergisinden beklentiler hem daha gerçekçi bir zemine çekilmeli hem de kısa
sürede sonuç almak gibi üzerindeki zaman basıncı
hafifletilmelidir.
Dördüncüsü; yukarıda özetlediğimiz sorunlarımız görülüp
altı çizilmeden, sorunlarımız esas olarak “TEVKURD aidiyetindeki zayıflık” ya da
“görev ve sorumlulukların yerine getirilmemesi”ne bağlanırsa, bu sonuç bizi
doğru adrese götürmez. Yaşadığımız sorunlarımızın kaynağında aidiyet zayıflığı
belirleyici unsur olarak tespit edilirse, bu sorunlarımıza yeni sorunlar
ekleyecektir. Öyle ki, aidiyet sorunu vardır-yoktur tartışması beraberinde işi
niyet okumalara kadar götürebilir ki bu iyi bir tartışma olmayacaktır. Ben, biz
aidiyet hissetmezsek yer almayız. Sorumluluk duymazsak her toplantımızın gündem
konusu haline getirmeyiz.
Yeri gelmişken bir şeyi açıklıkla belirtmem gerekir; hem
MESOP hem de TEVKURD yönetim mekanizmalarında birden yer alan ben, bu ikisini
aynı yoğunlukla yerine getiremem. Birindeki görev ve sorumluluklarımı diğerine
oranla daha az yerine getireceğim açık. Yine kendi üzerimden açıklıkla
belirteyim; böyle bir durumda doğaldır ki MESOP’a öncelik vereceğim, çünkü ben
önce Kürdistanlı bir komünistim, sonra ortak payda olarak TEVKURD’e geliyorum.
TEVKURD’lü olmam komünist olmamdan geliyor, komünist örgüt olarak güçlü olmazsam
TEVKURD’de bir yararım olmaz. Yani kendime yararım yoksa TEVKURD’e yararım hiç
olmaz! İnanıyorum ki, gerek örgütlü gerek bağımsız şahsiyetler olarak diğer
bileşenler için de aynı durum geçerlidir. Bu durumun aşılmasının yolu, MESOP ya
da diğer bileşenlerin sadece TEVKURD’de görevli kadroları ayırabilmeleridir. Bu
güçleri var mı yok mu ayrıca
değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak
TEVKURD’ü artı ve eksileriyle kendi doğal zemini üzerinde
değerlendirmeliyiz. Neler yaptı/yapamadı? TEVKURD’ün yukarıda özetlediğim
sorunları, bileşeni ve gücü dikkate alınarak değerlendirilmelidir. TEVKURD tüm
sorunlarına, yetersizliklerine rağmen iyi şeyler yaptı. Kürdistan’da ulusal
demokratik siyasetin çıtasının yükseltilmesinde katkılar sunduğunu kim inkar
edebilir. Kürdistan’da farklı hatta karşıt ideolojik, felsefi duruşa sahip örgüt
ve şahsiyetlerin bir arada siyaset yapmalarını sağladı. Ulusal demokratik
zeminde ortak bir siyaset dili yaratarak, farklılıkların uzun süre bir arada
olmalarını sağladı. Ayrıca TEVKURD, sanırım Kuzey Kürdistan’ın en uzun ömürlü
birlik örgütü olma özelliğine de sahip
olmuştur.
Yine yukarıda özetlediğimiz sorunlar dikkate alındığında,
TEVKURD’ün daha uzun bir süre kadro hareketi olarak kalacağı gerçeğini bilerek
davranalım. TEVKURD’e yükleyeceğimiz görevler ve beklentilerimiz bu çerçevede
olmalıdır. Başka bir ifadeyle beklenti ve hedeflerimiz TEVKURD gerçeği ile
orantılı olmalıdır. Devam diyen herkesin öncelikle bunu göz önünde bulundurması
gerekir.
Derginin niteliğini güçlendirerek devam ettirmek, yine
yapılabilecekler arasındadır.
Başta kendimiz yani biz MESOP’lular olmak üzere,
TEVKURD’ün tüm bileşenleri daha fazla ne yapabiliriz? Nasıl katkı sunabiliriz?
Bu sorulara yanıt aramalıyız. Ayrıca, TEVKURD ve elbette bileşenleri olarak daha
fazla ulusal demokratik hareketin birliğine odaklanmış bir dili
geliştirebilmeliyiz. Print  |